Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/8418 E. 2012/14832 K. 26.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8418
KARAR NO : 2012/14832
KARAR TARİHİ : 26.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin sürücüsü ve maliki oldukları araca, davalıların sürücüsü ve maliki oldukları aracın çarpması sonucu araçta maddi hasar meydana geldiğini ve müvekkillerinin kaza dolayısıyla çok üzüldüklerini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 5.116 TL araç hasar bedeli ile toplam 5.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davacı …’un araç sürücüsü olması nedeniyle aktif dava ehliyeti bulunmadığını, kazanın yalnızca maddi hasarlı kaza olması nedeniyle davacıların manevi tazminat talep edemeyeceklerini, ayrıca kazanın davacının kırmızı ışıkta geçmesi sonucu meydana geldiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 5.116 TL maddi tazminat ile davacı … için 2.500 TL, davacı … için 1.500 TL olmak üzere toplam 4.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasar bedeli ve manevi tazminat isteminden ibarettir.
Davacı …, aracın sürücüsü olup, araç maliki davacı … ile birlikte araç hasar bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiş, mahkeme onun açısından da kabul kararı vermiştir.
Tazminat davasında dava açma yetkisi kural olarak malvarlığı doğrudan doğruya zarar gören kişiye aittir. Eldeki davada araç maliki …’nin de dava açmış olmasına göre, davacı sürücü …’un dava açmada hukuki yararı olmayıp, aktif dava ehliyeti de bulunmamaktadır. Bu durumda davacı …’un maddi tazminat talebinin aktif dava ehliyetinin bulunmaması sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
2-Davaya konu trafik kazası ışıklı kavşakta gerçekleşmiş olup, kazanın oluşumuyla ilgili hem davacı …, hem de davalı … yeşil ışıkta geçtiğini iddia etmektedir. Bu konuda davacının beyanını destekleyen tanık beyanları olduğu gibi, davalının beyanını destekler mahiyette tanık beyanları da mevcuttur.
Mahkemece hükme esas alınan 27.10.2009 tarihli raporda, davalının kırmızı ışıkta geçtiği kabul edilerek davalıya %100 oranında kusur izafe edilmiş, ancak bu tespitin ne şekilde ve hangi verilere göre yapıldığı, bazı tanık beyanlarının diğerlerine neden üstün tutulduğu hususları raporda tartışılmamış olup, rapor bu haliyle gerekçesiz ve yetersizdir. Bu durumda mahkemece, Karayolları Fen Heyeti ya da … Teknik Üniversitesi gibi kurumlardan ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir heyet raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak hüküm tesis edilmiş olması isabetli değildir.
3-Davaya konu trafik kazasında sadece maddi hasar meydana gelmiş, davacılar yaralanmamışlardır. Davacılar vekili dava dilekçesinde, aracın kaskosu olmadığından müvekkillerinin aracı yaptıramadıklarını ve büyük üzüntü duyduklarını ileri sürerek manevi tazminat talebinde bulun-
muştur. Mahkemece davacıların talepleri kabul edilerek davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmiştir.
Manevi zarar, kişinin malvarlığına dokunmayan, yaşam, sağlık, namus, aile mahrumiyeti gibi mal varlığı harici varlıklarında meydana gelen azalma olup, manevi tazminatın amacı bu zararın giderilmesi ya da azaltılmasıdır. Davacıların kazadan dolayı yaralanmamaları karşısında, sırf kazadan dolayı üzüntü duymuş olmaları tek başına manevi tazminat takdirini gerektirmez. Bu nedenle davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmiş olması doğru görülmemiş, bozma sebebi yapılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 26.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.