Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/896 E. 2012/3910 K. 02.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/896
KARAR NO : 2012/3910
KARAR TARİHİ : 02.04.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Kastamonu 3. İcra Müdürlüğü’nün 2009/16154 (yenileme ile 2011/2744) sayılı Takip dosyasında trafik kaydına 07.04.2011‘de haciz konulan 37 DE 107 plakalı aracın 27.12.2007’de noterde mülkiyeti muhafaza kaydı ile yapılan satış sözleşmesi ile takip borçlusu …’na satıldığını, 31.01.2008 – 30.11.2008 arasında 10 adet çek ile yapılması kararlaştırılan ödemelerin yapılmaması nedeni ile anılan sözleşmenin 04.12.2008’de feshedildiğini, ancak trafik kaydındaki hacizler nedeni ile davacı adına tescil işleminin yaptırılamadığını, aracın fiilen geri alındığını, mülkiyeti hiçbir zaman borçluya geçmemiş olan aracın kaydına haciz konulmasının usule ve yasaya uygun olmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, takip borçlusu hakkında aciz vesikası alabilmek için yürütülen işlemler sırasında prosedür gereği dava konusu aracın trafik kaydına haciz koydurduklarını, aracın mülkiyetinin borçluya geçmediğinin görünmesine rağmen İcra Müdürlüğü tarafından haciz uygulandığını, bunun ise şikayet prosedürü içinde ileri sürülebileceğini, alacaklı tarafın satış sözleşmesinden haberdar olmasının mümkün bulunmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu aracın noterde düzenlenen 27.12.2007 tarihli mülkiyeti muhafaza kaydı ile yapılan satış sözleşmesi ile üçüncü kişi tarafından
borçluya satıldığı, ancak bedelin ödenmemesi nedeni ile anılan sözleşmenin takip tarihinden önce 4.12.2008’de feshedilip ruhsat kaydına da bu durumun tescil edildiği” gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
İstihkak davalarında dava değeri hacizli malın değeri ile alacak miktarından hangisi az ise ona göre belirlenir.
Somut olayda aracın değeri alacak miktarından daha az olmakla birlikte gerçek değeri araştırılmadan hüküm kurulmuştur.
Oysa ki Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre araç hacizlerinde beyan edilen değerin değil, aracın dava tarihi itibarı ile kasko değerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Mahkemece yapılması gereken iş öncelikle hacizli aracın tüm ayırt edici özelliklerinin tespit edilmesinden sonra haciz tarihi itibarı ile geçerli kasko değerinin belirlenmesi, bundan sonra nispi karar ve ilam harcı ile karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi vekalet ücretinin hesaplanmasından ibarettir.
SONUÇ: Davalı alacaklı vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün vekalet ücreti ile nispi karar ve ilam harcı yönünden BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 2.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.