YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9465
KARAR NO : 2012/13735
KARAR TARİHİ : 10.12.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (Alacaklı) vekili, müvekkili tarafından borçlular aleyhine … 4.İcra Müdürlüğünün 2008/16503 sayılı dosyasından yürütülen takipte uygulanan 27.11.2008 tarihli haciz işleminde, 3.kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu, haciz uygulanan işyerinin esasen borçlular tarafından işletildiğini ileri sürerek, 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 3.kişi vekili, müvekkilinin borçluların oğlu olduğunu, ancak işyerinin müvekkiline ait olup, borçlular ile ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlular cevap vermemiştir.
Mahkemece; dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, haciz uygulanan işyerinin 3.kişiye ait olduğu, borçlularla hukuki ve fiili bağlantısının bulunmadığı ve davacı alacaklının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir.
Takip 22.4.2008 ve 25.7.2008 tanzim tarihli senetlerden kaynaklanmaktadır. Dava konusu 27.11.2008 tarihli haciz işlemi davalı 3.kişi adına kayıtlı işyeri adresinde uygulanmış ise de 3.kişi ile takip borçluları oğul, anne-baba olup, 3.kişi borcun doğum tarihine çok yakın bir tarih olan 24.11.2007 tarihinde borçlular ile aynı konuda (halı, çeyiz, züccaciye) ticari faaliyete başlamıştır. Vergi Dairesi yazısına göre davalı 3.kişinin annesi olan borçlu Zeynep’in halen seyyar olarak aynı iş kolunda ticari faaliyet yürüttüğü görülmektedir.
Öte yandan dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, 3.kişi bekardır ve nüfus mernis adresi itibariyle ayrı bir ikametinin olmadığı yani borçlular ile birlikte yaşadığı anlaşılmaktadır.
Davalı tanığı 3.kişinin 2002 yılından beri aynı konuda faaliyette bulunduğunu ifade etmiş ise de belirtilen yıllar itibariyle ve 1989 doğumlu olan 3.kişinin çok küçük yaşta tek başına ticari faaliyet yürüttüğü hayatın olağan akışına aykırıdır. Davalı 3.kişi ile borçluların birlikte ticari faaliyet yürüttükleri açıktır.
Bu durumda, İİK.nun 97/a maddesinin birinci fıkrasının 2.cümlesi gereğince, haczedilen mahcuzların borçlular ile 3.kişi tarafından birlikte elde bulundurulduğu İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlular, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu yasal karinenin aksinin davalı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiği kabul edilmelidir. Davalı 3.kişi tarafından ibraz edilen, borcun doğum tarihine yakın ve her zaman temini mümkün nitelikteki belgelerle yasal mülkiyet karinesinin aksinin kesin ve güçlü delillerle ispat edildiğinden de söz edilemez.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, borçlular ile 3.kişi arasında alacaklıdan mal kaçırmaya ve hacizleri önlemeye yönelik danışıklı işlemler yapıldığından, alacaklının davasının kabulü ile 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 10.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.