Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/9555 E. 2012/13439 K. 03.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9555
KARAR NO : 2012/13439
KARAR TARİHİ : 03.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait araca, davalıların maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın tam kusuru ile çarparak hasarlanmasına neden olduğunu iddia ederek 7.428,65 TL hasar bedeli ve 2.000 TL değer kaybı ile 1.760 TL kazanç kaybı toplamı 11.188,65 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …Ş. vekili, sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, davacının aracındaki zararı ve sigortalı araç sürücüsünün kusurunu ispat etmesi gerektiğini bildirmiştir.
Davalılar … ve … davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 7.147,06 TL hasar bedelinin müştereken ve müteselsilen davalılar … ve …’dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı … şirketinden ise poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Bir davada yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz biçimde toplanması, tarafların yargılamadan haberdar edilmesi ile mümkündür. T.C. Anayasası’nın 36/1 maddesinde “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmü düzenlenmiştir. Yine HUMK.’un 73. maddesi (6100 sayılı HMK’nın 27. maddesi) uyarınca “Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez.”
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olaya baktığımızda; davalı …’ın dava dilekçesinde yazılı adresine çıkarılan davetiyenin bila ikmal iade edildiği, buna rağmen davalının adresi araştırılıp dava dilekçesinin davalıya usulünce tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilip bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi raporunun davalıya 11.08.2010 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili … tarafından davalının vekaletname suretinin de ekli olduğu bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin davaya bakan mahkemeye gönderilmek üzere 16.08.2010 tarihinde … Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunulduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sehven aynı esas numaralı Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası içerisine girmiş, bunun farkedilmesi üzerine tutanak tanzim edilerek ilgili mahkemesine 01.11.2010 tarihinde (karar tarihinden sonra) gönderilmiştir. O halde mahkemece, dava dilekçesinin davalı … vekiline usulen tebliği ile savunmasının alınması, ibrazı halinde delillerinin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde davalının savunma hakkı kısıtlanarak karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … geri verilmesine 03/12/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.