Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/9809 E. 2013/5815 K. 29.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9809
KARAR NO : 2013/5815
KARAR TARİHİ : 29.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalıya ait olup olay tarihinde geçerli bir trafik sigorta poliçesi (ZMSS) bulunmayan aracın sebebiyet verdiği trafik kazasında, karşı araç sürücüsünün vefat ettiğini, davacı tarafından ölenin hak sahiplerine destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, alacağın rücuen tahsili için davalı aleyhine Gaziosmanpaşa 2.İcra Müdürlüğünün 2007/6014 sayılı dosyasından yapılan icra takibine itiraz nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek, 51.880,00 TL. alacak tutarı üzerinden yapılan takibe vaki itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüyle 47.665,81 TL. yönünden davalının takibe itirazının iptaline ve takibin devamına, ödeme tarihi olan 31.7.2007 tarihinden başlayacak yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik sigorta poliçesi bulunmayan aracın sebebiyet verdiği trafik kazasında, zarar gören üçüncü kişilere davacı tarafından ödenen destek tazminatının rücuen tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1-) 1086 Sayılı HUMK’nun 388 ve 389. maddeleri ile 6100 Sayılı HMK’nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir.
Somut olayda, mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 28.2.2012 tarihli kısa kararda, davanın itirazın iptali davası olduğu gözardı edilerek, hükmedilen alacağın yasal faiziyle davalıdan tahsiline dair hüküm kurulmuş olmasına karşın, gerekçeli kararda davalının itirazının iptali ile takibin devamına yönelik hüküm kurulduktan sonra, işlemiş faiz yönünden yine tahsil hükmü kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bu hususlar yukarıda açıklanan yasa maddelerine aykırılık teşkil ettiğinden ve 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında da belirtildiği üzere, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması hükmün infazında tereddüt oluşturacağından, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-) Kabule göre;
a-) Borçlar Kanununun 53. maddesinde, “Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hâkimini takyit etmez.” hükmü öngörülmüş olup, buna göre; ceza mahkemesinin maddi vakıaların tespitine dair kararı hukuk hakimini bağlar ise de; hukuk hâkimi ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Somut olayda, kesinleşen ceza mahkemesi kararına göre ceza yargılaması sırasında alınan ve davalı tarafa 6/8 oranında kusur izafe eden bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ise de, ceza yargılaması sırasında alınan 23.11.2005 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu ile 12.11.2006 tarihli bilirkişi raporunda davalı taraf sürücüsünün 8/8 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
O halde; mahkemece, dosyanın HUMK.nun 275. (HMK.md.266) maddesi uyarınca, İTÜ veya Karayolları Fen Heyeti gibi kuruluşlardan seçilecek bilirkişi heyetine tevdii ile kaza tespit tutanağı, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporları,
olayın oluş şekli ve tüm dosya kapsamı itibariyle, tarafların kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
b-) Dava dilekçesinde kazada ölenin hak sahiplerine ödenen 50.000,00 TL. asıl alacak üzerinden yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali talep edilmesine karşın, mahkemece bu miktar üzerinden kusur indirimi yapılmayıp, bilirkişi raporuyla belirlenen miktar esas alınarak talebin aşılması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
c-) Davanın reddedilen kısmı yönünden, davada kendisini vekille temsil ettiren davalı taraf yararına karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT.nin 12/2.maddesi uyarınca, tarifenin 2.kısmının 2.bölümünde icra mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen 400,00 TL. maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davacı taraf aleyhine fazla vekalet ücretine hükmedilmiş olması da usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine 29.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.