Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/9864 E. 2013/5816 K. 29.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9864
KARAR NO : 2013/5816
KARAR TARİHİ : 29.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı olup davalının işleteni ve sürücüsü olduğu aracın istiap haddi aşılarak kullanılması nedeniyle meydana trafik kazasında, araç içinde yolcu iken vefat eden kişinin hak sahiplerine poliçe gereğince tazminat ödendiğini ve davalıya rücu hakkı doğduğunu ileri sürerek 31.560,00 TL.nın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde aracın istiap haddinin aşılmasının etkili olmadığı ve davacının rücu hakkı bulunmadığından ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, davalıya ait … plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet (ZMSS) sigortacısıdır. Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının B.4-e maddesi gereğince, tazminatı gerektiren olayın, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması yüzünden meydana gelmesi halinde,
ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebileceği hüküm altına alınmıştır.
Buna göre; istiap haddinin aşılmasının trafik sigortacısına rücu hakkı doğurabilmesi için, madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere, kazanın münhasıran istiap haddi aşılmasının etkisiyle meydana gelmiş olması gerektiği açıktır.
Mahkemece, 29.9.2011 tarihli bilirkişi raporundaki “olayda davalı sürücünün tam kusurlu olmasına karşın fazla yolcu alma ile kaza, arasında illiyet bağı bulunmadığı ve istiap haddi aşılmasının olayda etkili olmadığı” görüşüne bağlı kalınarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, bu raporda istiap haddi aşılmasının kazaya etkisi 735 kg.lık araç yük ağırlığına göre dar kapsamda değerlendirilmiş olup, somut olayda kaza yerleşim yeri dışında, gündüz vakti, düz, kuru hafif eğimli iki yönlü yolda meydana gelmiştir. Öte yandan, kapalı kasa kamyonet olan sigortalı araç 4 kişilik yolcu kapasitesine sahip olmasına karşın, kaza anında araçta altı kişisi 25 yaşından büyük olmak üzere sürücüyle birlikte toplam 13 kişi bulunmaktadır. Hükme esas alınan raporda bu hususlar yeterince irdelenmiş değildir.
O halde, mahkemece dosyanın İTÜ veya Karayolları Trafik Fen Heyeti gibi kuruluşlardan seçilecek bilirkişi heyetine tevdii ile kaza tespit tutanağı, ceza dosyası içeriği, bilirkişi raporu, ifade tutanakları, hava ve yol koşulları ile oluş şekli itibariyle, kaza sırasında araçta bulunan kişi sayısı da (sürücünün araca hakimiyetine etkisi yönünden) irdelenerek taşıma sınırının aşılıp aşılmadığı, kaza ile taşıma sınırı üzerinde yolcu taşınması arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı, dolayısıyla kazanın meydana gelmesinde başka nedenlerin etkisi ile istiap haddi aşılmasının olayda münhasıran etkili olup olmadığı yönünden, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 29.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.