Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/11047 E. 2013/12117 K. 12.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11047
KARAR NO : 2013/12117
KARAR TARİHİ : 12.09.2013

Davacı … ile davalılar …, …, …, … arasındaki dava hakkında Gaziantep 5 Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 14.06.2011 gün ve 2009/504, 2011/386 sayılı hükmü Dairemizin 10.10.2012 gün ve 2011/10478- 2012/10802 sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiştir. Süresi içerisinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü.

– KARAR –
Davacı vekili, davalıların mirasçısının sürücüsü olduğu aracın zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı olmadığı kaza tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile araçta yolcu olarak bulunan …’nun yaralanmasına neden olduğunu, maluliyet nedeni ile 18.000,00.-TL ödeme yapıldığını ileri sürerek bu miktarın rücuen tahsili için yapılan takibe itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalılar vekili, kaza tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin geçmesine karşın yapılan ödeme nedeni ile kendilerinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davalının zamanaşımına uğramış tazminat talebinin ödenmemesi gerektiğine ilişkin süresinden sonra yapılan zamanaşımı def’ine davacının herhangi bir savunma getirmeyerek örtülü olarak muvafakat ettiği gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm Dairemizce onanmış, bu kez davacı vekili kararın düzeltilmesini talep etmiştir.
Dava, … tarafından ödenen tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkindir. Trafik sigortası bulunmayan aracın neden olduğı tek taraflı kazada araç sürücüsü davalıların murisi … Alkan hayatını kaybetmiş, dava dışı iki kişi yaralanmıştır. Davacı …, yaralanan … ‘na ödediği tazminatın
2013/11047
2013/12117
davalılardan rücuan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmektedir. Uyuşmazlık davacının zamanaşımı içinde tazminatı ödeyip ödemediği ve davanın zamanaşımı içinde açılıp açılmadığı noktasındadır. 2918 sayılı KTK’nun 109/2 nci maddesi uyarınca davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş olması ve Ceza Kanunun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı düzenlenmiş, KTK’nun 109/son maddesi ile de tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu haklarının, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek olanı öğrendikleri tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağı öngörülmüştür. 10.0.2002 tarihinde meydana gelen kazada dosya kapsamından anlaşıldığı üzere bir kişi ölmüş ve iki kişi yaralanmıştır. Yaralı …’nun yaralanmasının ağırlığı da dikkate alınarak, kaza tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nın 455/2 ve 102 maddeleri uyarınca zamanaşımı süresi 10 yıl olup, bu süre tazminat talebi için de geçerlidir. Davacı … …’na 01.09.2008 tarihinde ödeme yapmıştır. Bu durumda yapılan ödeme 10 yıllık zamanaşımı içindedir. Yine davacı ödeme yaptıktan sonra müteselsil sorumlu araç sürücüsü mirasçıları aleyhine 15.01.2009 tarihinde icra takibi başlatmış olup talep iki yıllık zamanaşımı içinde yapılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmesi ve hükmün onanması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 10.10.2012 gün ve 2011/10478- 2012/10802 sayılı Onama ilamı kaldırılarak, mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, tashihi karar ve temyiz peşin harçlarının davacıya geri verilmesine 12.09.2013 tarihinde üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
2013/11047
2013/12117
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta, davalılar murisi … Alkan’ın sürücüsü olduğu, ZMSS poliçesi bulunmayan 27 PF 365 plakalı araçta, … ve … isimli yolcularda oldukları halde 10.05.2002 tarihinde seyir halinde iken gerçekleşen tek taraflı trafik kazasında sürücü … vefat etmiş, yolcular yaralanmış,
Yolculardan …’nun olay nedeniyle %30 oranında daimi maluliyete maruz kaldığını bildirerek aracın ZMSS poliçesinin bulunmadığından bahisle Güvence Hesabından tazminat talep etmesi üzerine kendisine 08.09.2008 tarihinde 18.000,00 TL tazminat ödenmiş,
… tarafından ödenen tazminatın sürücü … mirasçılarından rücuen tahsili istemi ile Gaziantep 8.İcra Müdürlüğü’nün 2009/1290 esas sayılı dosyasında yapılan icra takibine borçluların vaki itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davası açılmış,
Yargılama sonucunada yerel mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş,
Kararın davacı vekilince temyizi sonucu dairece yerel mahkeme kararı onanmış,
Bu kez davacı vekilince kararın düzeltilmesinin talep edilmesi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yazılı gerekçe ile yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Dava, … tarafından ödenen tazminatın murisleri … ‘ın haksız eylemi nedeniyle davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Trafik kazası sonucunda bir kişinin ölümüne-yaralanmasına neden olunması haksız fiil niteliğindedir. BK.41 maddesi haksız fiili tanımlamış, 60.madde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davanın zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren bir ve her halde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Buna karşılık 2918 sayılı yasanın 109/ilk maddesinde yine bir haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin tabi bulunacağı zamanaşımı süresi yönünden BK.60 maddesindeki düzenlemeden farklı özel bir hüküm getirilmiş, anılan hükümdeki bir yıllık zamanaşımı süresi bu tür tazminat davaları yönünden iki yıl
2013/11047
2013/12117
olarak düzenlenmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise davanın cezayı gerektiren bir eylemden doğması ve ceza kanununun bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmesi halinde bu sürenin maddi tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olacağı hükme bağlanmıştır.
Görüldüğü üzere BK.60 maddesi ve 2918 sayılı yasanın 109/2 maddesindeki düzenlemeler zamanaşımı süresi yönünden birbirine paralel olup aralarındaki tek fark zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından bir yıl yerine iki yıl olarak öngörülmesidir.
2918 sayılı yasanın 109/2 maddesindeki düzenlemenin gözden kaçırılmaması gereken yönü, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Eylemin ceza kanununda suç sayılmış olup olmadığı kural olarak hukuk hakimince belirlenecektir. Söz konusu hüküm ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davanın açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Ceza davasının açıldığı hallerde sanığın mahkumiyet kararından önce veya sonra ölmüş olması da sonuca etkili değildir. Yine söz konusu hükümde ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrımda yapılmamış böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu öngörülmüştür.
Olayda sürücü … vefat etmiş, … ile …’da yaralanmış olup davalılar murisi …’ın davada haksız fiil nedeniyle sorumluluğu yolcular … ile …’in Dikkatsizlik ve Tedbirsizlikle Yaralanmalarına Sebebiyet Vermekten ibarettir.
Muris …’ın suç teşkil eden eylemi olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 765 sayılı TCK 459/3 maddesine temas etmektedir. Bu suçun gerektirdiği ceza (dava) zamanaşımıda yasanın 102/4 maddesinde öngörüldüğü üzere 5 yıldır.
Davacı …, 2918 Sayılı yasanın 109/2 maddesi gereğince uygulanması gereken 5 yıllık ceza zamanaşımı süresini geçirdikten çok sonra 08.09.2008 tarihinde hak sahibine ödeme yapmış olup, … zamanaşımı nedeniyle ödememesi gereken bir parayı ödediğinden davalılara rücu imkanı bulunmamaktadır.
2013/11047
2013/12117
Sayın çoğunluk, yolcular … ve …’in yaralanması ile birlikte davalılar murisi …’ın ölümünü de bir bütün halinde değerlendirerek davanın mülga 765 sayılı TCK 455/2 maddesi gereğince 10 yıllık ceza zamanaşımına tabi olduğunu kabul etmiştir ki bu kabul sürücü …’ın kendi ölümünden sorumlu olması gibi hukuken cevaz verilemeyecek bir sonuç doğurmaktadır.
Zira olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 765 sayılı TCK 1.maddesinde “kanunun sarih olarak suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği, kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile kimsenin cezalandırılamayacağı” hükmünü içermektedir.
Anılan yasa hükmü aynı zamanda ceza hukukunun temel ilkelerinden olan “suçda ve cezada kanunilik” ilkesi olarak da adlandırılmaktadır.
Davalılar murisi …’ın “Dikkatsizlik ve Tedbirsizlik Sonucu tamamen kendi kusuru ile kendi ölümüne sebebiyet vermekten” ibaret eylemi mülga 765 sayılı TCK’da suç olarak tanımlanmış bir eylem değildir. Kişinin kendi kusuru ile kendi ölümüne sebebiyet vermesi ceza yasalarında düzenlenmemiştir. Mülga 765 sayılı TCK 1.maddesi açık hükmüne göre murisin kendi ölümüne sebebiyet vermesi suç teşkil etmediğinden, 2918 sayılı yasanın 109/2 maddesinde öngörülen ceza zamanaşımının belirlenmesinde murisin ölümünün hiçbir şekilde dikkate alınmaması, bu belirlemede murisin haksız eylemi ile yaralanan … ve …’in yaralanmalarının esas alınması gerekmektedir ki bu halde muris …’ın … ve …’i Dikkatsizlik ve Tedbirsizlikle Yaralamaya Sebebiyet Vermek suçunun temas ettiği yasa maddesinin TCK 459/son olması nedeniyle uygulanacak ceza zamanaşımı da TCK 102/4 maddesi gereğince 5 yıldır.
Sayın çoğunluğun, kendi ölümünden sorumlu olmayan, başka sorumlusu da bulunmayan muris …’ın ölümünü ceza zamanaşımı süresinin belirlenmesinde esas alması ve ölümünden cezai sorumluluğu bulunmayan murisin yine kendi ölümü nedeniyle hukuken sorumlu tutacak şekilde zamanaşımını belirlemesi ceza hukukunun ve haksız fiil sorumluluğunun temel ilkelerine aykırıdır.
2013/11047
2013/12117
Açıklanan nedenlerle, davalılar murisi …’ın aracında yolcu olarak bulunan … ve …’i Dikkatsizlik ve Tedbirsizlikle Yaralanmalarına Sebebiyet Vermek suçunun temas ettiği mülga TCK 459/son maddesinin gerektirdiği ceza zamanaşımı süresi yasanın 102/4 maddesi gereğince 5 yıl olduğundan davacı … Hesabının zamanaşımı geçtikten çok sonra 08.09.2008 tarihinde yolcu …’na ödememesi gereken bir parayı ödemesi nedeniyle, sürücü muris … mirasçılarına rücu hakkı bulunmadığından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin reddi yerine yazılı gerekçe ile karar düzeltme talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.