YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11637
KARAR NO : 2013/12514
KARAR TARİHİ : 19.09.2013
MAHKEMESİ : Küçükçekmece Asliye 1. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın … ve … ile … ‘a çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek fazlaya dair haklarını saklı tutarak … ve … için 2.000,00.-TL tedavi gideri, … için 600,00.-TL geçici, 200,00.-TL sürekli çalışma gücü kaybı, … için tedavi süresince evinin bakım ve temizlik gideri için 200,00.-TL ve …’un yaptığı tedavi gideri için 500,00.-TL olmak üzere toplam 3.500,00.-TL maddi tazminat, ayrıca … için 3.000,00.-TL, … için 2.000,00.-TL, … için 1.000,00.-TL, … için 500,00.-TL olmak üzere toplam 6.500,00.-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalılar … ve … vekili, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu beliterek davanın reddini savunmuştur.
2013/11637
2013/12514
Davalı …. vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulüyle 600,00.-TL tedavi gideri, 200,00.-TL çalışma gücü kaybı olmak üzere toplam 800,00.-TL maddi tazminatın tüm davalılardan dava tarihinden itibaren tahsiline, sigorta şirketinin ödemiş olduğu 1.846,00.-TL’nin mahsubuna, … için 3.000,00.-TL, … için 2.000,00.-TL, … için 1.000,00.-TL, … için 500,00.-TL olmak üzere toplam 6.500,00.-TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava Borçlar Kanunu’nun 46. maddesi (6098 sayılı TBK md. 54) gereğince geçici ve sürekli çalışma gücü kaybı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Adli yardım, esasen haklı bir kimsenin, fakirliği nedeniyle, bir davanın gerektirdiği harç ve masrafları sağlayamaması durumunda, bu mali külfetlerden geçici olarak muaf tutulmasıdır (HUMK md. 465-472).
Adli yardımın kabulü halinde HUMK’nın 466/1. maddesi (HMK m. 335/I-a) gereğince bütün yargılama harç ve masraflarından geçici olarak muafiyet sağlanır. Somut olayda davacı açıkça ıslah dilekçesi ile adli yardım talebinde bulunmuş, ıslah dilekçesinde belirtmiş olduğu tazminat miktarları için gerekli olan Harçlar Kanununun 28/I-a maddesinde belirlenen nispi harcı yatırmaksızın davasını sürdürmüştür. Mahkemece davacı vekilinin adli yardım konusundaki talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmeksizin yargılama sonlandırılmıştır. Bu durumda mahkemece öncelikle adli yardım konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi, adli yardımın reddine karar verilmesi halinde ise Harçlar Kanunu’nun 28, 30, 32 ve 127. maddeleri gereğince işlem yapılması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2013/11637
2013/12514
3- 10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğünün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İBK’nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK.’nun 381.- 389. maddelerinde (6100 sayılı HMK m. 294 – 297), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK m. 297/II); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, 02.12.2008 günlü mahkeme kısa kararının hüküm fıkrasının (1.) bendinde “sigorta şirketi yönünden poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere ve dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak üzere diğer davalılar yönünden olay tarihinden itibaren” ibaresinin yer almasına rağmen gerekçeli kararda hüküm fıkrasının (1.) bendinde bu defa yalnızca sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilirken, diğer davalılar yönünden faizin başlangıcı ve türü yönünden her hangi bir hüküm verilmeksizin hüküm fıkrası oluşturulmuştur. Bu bakımdan kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik olması nedeni ile kararın bozulması gerekmiştir.
2013/11637
2013/12514
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2 ve 3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 19.9.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.