Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/12258 E. 2013/11679 K. 09.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12258
KARAR NO : 2013/11679
KARAR TARİHİ : 09.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın trafik kazası sonucu hasarlandığını, hasar bedelinin davalı tarafından kaza sırasında araç sürücüsünün alkollü olduğu gerekçesiyle ödenmediğini belirterek, 22.000,00 TL’nin 23.06.2007 kaza tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, husumete, hasara, faize itiraz edip, kazanın alkollü sürücünün kullanımında iken gerçekleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere, Yargıtay bozma ilamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davaya konu trafik kazasının münhasıran alkolün etkisi ile gerçekleştiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Dosyada mevcut kaza tespit tutanağında, dava dışı karşı araç sürücüsü Osman Yaman ve davacı …’ın asli kusurlu olduğu tespit edilmişken, 12.12.2011 günlü
2013/12258
2013/11679
bilirkişi kurulu raporunda dava dışı karşı araç sürücüsü Osman Yaman’ın kusursuz, davacı araç sürücüsü …’ın ise tam kusurlu olduğu saptanmıştır. Kaza tespit tutanağı ile hükme esas alınan bilirkişi raporu çelişkili olup, mahkemece bu çelişki giderilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur.
2918 sayılı KTK’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Kasko sigortası Genel Şartlarının B.5.5 maddesinde; Ayrıca Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. Maddesinde, taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın
2013/12258
2013/11679
teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda dava konusu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında, dava dışı karşı araç sürücüsü Osman Yaman’ın kavşaklarda geçiş önceliğine uymamaktan asli, davacı …’ın ise doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapmaktan asli kusurlu olduğu tespit edilmişken, 12.12.2011 günlü bilirkişi kurulu raporunda dava dışı karşı araç sürücüsü Osman Yaman’ın kusursuz, davacı araç sürücüsü …’ın ise her ne kadar kavşaklarda geçiş önceliğine sahipse de hızını azaltması ve dikkatli ve tedbirli olması gerekirken kavşağı terk etmekte olan araca arkadan çarpması nedeniyle tam kusurlu olduğu saptanmıştır. Kaza tespit tutanağı ile hükme esas alınan bilirkişi raporu çelişkilidir. Mahkemece kusura ilişkin raporlar arasındaki bu çelişki giderilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece kusur oranları arasında çelişkinin giderilmesi ve kazanın münhasıran alkol etkisi ile gerçekleşip gerçekleşmediği konularında İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi ile nöroloji uzmanı doktor bilirkişinin bulunduğu kuruldan dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı ve önceki bilirkişi kurulu raporu da incelenerek kusur konusunda çelişkileri giderici, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin, alkol dışındaki başka etkenlerin de rol oynayıp oynamadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanması yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve çelişkileri giderecek
2013/12258
2013/11679
şekilde rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 09.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.