Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/12488 E. 2013/14528 K. 30.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12488
KARAR NO : 2013/14528
KARAR TARİHİ : 30.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin içinde yolcu olarak bulunduğu araca, davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı oldukları aracın çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını ve efor kaybına uğradığını ileri sürerek ıslahla birlikte 21.643,61 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 50.000 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … duruşmadaki beyanında özetle davanın reddini savunmuş, davalı … ise davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 21.643,61 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 4.000 TL manevi tazminatın davalılar … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacının maluliyetine ilişkin olarak dosyada 2 ayrı rapor bulunmaktadır. GATA Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan 17.12.2009 tarihli raporda, davacının %48 oranında beden çalışma gücünde azalma olduğu belirtilmiş, 08.12.2010 tarihli Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporunda ise davacının yaralanmasının fonksiyonel bozukluk bırakmadan iyileşmiş olduğu, bu nedenle maluliyet oranı tayinine mahal olmadığı kanaati bildirilmiştir. Anılan iki rapor arasında çok büyük ve açık çelişki mevcuttur. Bu durumda mahkemece anılan çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ndan davacının maluliyet iddiasına ilişkin gerekçeli ve ayrıntılı rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bozma kapsam ve nedenine göre davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma kapsam ve nedenine göre davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 30.10.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.