Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/12597 E. 2013/13662 K. 10.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12597
KARAR NO : 2013/13662
KARAR TARİHİ : 10.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline ZMSS poliçesi bulunan, davalıların murisi adına sigortalı aracın karıştığı kazada 3.kişiye ait aracın hasarlandığını, murisin olay anında alkollü ve ehliyetsiz olduğunu, zarar gören araçta meydana gelen 16.534,00 TL hasar bedelinin ödendiğini belirterek bu meblağın ödeme tarihinden işleyecek faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin murisinin ehliyetinin olduğunu, alkol oranının yasada öngörülen seviyede bulunduğunu, olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediğini, tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, ZMSS sözleşmesine dayanılarak, sigortalının mirasçıları aleyhinde açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2918 Sayılı KTK’nun 48.maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt
alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda; davacının sigortalısı, davalıların murisi … olay sebebiyle ölmüştür. Olay tarihinde sürücü belgesi mevcuttur. Davaya konu kaza 09.01.2010 tarihinde saat 13.00’de meydana gelmiştir. Aynı gün saat 17.51’de alınan numuneye göre muris 72.2 promil alkollüdür. Kazaya, sigortalı araç ve dava dışı …’in yönetimindeki araç karışmıştır. Kaza tutanağında murise şeride tecavüz etmekten, dava dışı …’e hız sınırlarına uymadığından kusur izafe edilmiştir. Aynı olayla ilgili olarak sürücü … hakkında Sivaslı Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/13-193 sayılı dosyasında taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan açılan dosyada alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre, sigortalı … asli ve tam kusurlu bulunduğundan dava dışı sürücü …’in beraatine karar verilmiştir. Eldeki dosyada trafik bilirkişisinden alınan raporda, murisin şeride tecavüzden tamamen kusurlu olduğu bildirilmiş, nörolog raporunda subjektif olarak kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediği belirtilmiştir. Murisin kazanın olduğu saatteki alkol oranı tespit edilmediği gibi kazaya alkol dışında nelerin etken olduğu da açıklanmamıştır. Eksik inceleme ve hüküm kurmaya yeterli olmayan bilirkişi raporunadayanılarak karar verilemez. Yukarıda açıklanan ilkelere göre, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir.
Bu durumda mahkemece, Sivaslı Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/13-193 sayılı dava dosyası ile murisin hastane kayıtlarının getirtilmesi, daha sonra aralarında nöroloji uzmanı ve trafik uzmanının bulunduğu bir başka bilirkişi kurulundan murisin ölüm saatinin ve hastanede murise alkolle müdahale edilip edilmediğinin, murisin olay yerinde mi yoksa hastanede müdahaleden sonra mı öldüğünün belirlenmesi, murise kazadan sonra tıbbi müdahalede bulunulması halinde bunun alkol oranını etkileyip etkilemediğinin tartışılması, olay anındaki alkol oranının tespit edilmesi, olayın oluş şekli, yol ve hava durumu, dava dışı sürücü …’in kazanın oluşumuna etken davranışının bulunup bulunmadığı hususları, ceza dosyası ve işbu dava dosyası kapsamı birlikte değerlendirilip kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da etkili olup olmadığının tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, önceki bilirkişi raporunun da irdelendiği bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.