YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1399
KARAR NO : 2013/5704
KARAR TARİHİ : 18.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminatı davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili süresi dışında davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigortalı olduğunu, meydana gelen kazada aracın tam hasar gördüğünü ileri sürerek 38.500,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı vekilinin temyiz dilekçesi davacı vekiline 04.12.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, hüküm davacı vekilince HUMK.nun 433.maddesinde öngörülen 10 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 17.12.2012 tarihinde katılma yolu ile temyiz edilmiştir. 1.3.1990 gün ve 3/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden, HMK’nın geçici 3/2 maddesi delaletiyle HUMK.nun 432/4.maddesi uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delilerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacının dava açarken aracın tam hasarı nedeniyle sigorta değerinin tamamını istemiş olmasına göre sovtajın sigorta şirketine ait olduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir
3-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan sigorta tazminatı istemine ilişkindir. Davalı sigorta şirketi sigortalı aracın davacı sigorta ettiren tarafından başka bir kişiye kiralandığını savunmaktadır. Poliçe içeriğinde aracın kiralanması hali için oluşan rizikonun teminat dışında kalacağına yönelik bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak 6762 sayılı TTK’nin 1290. maddesi ve Kasko Sigortası Genel Şartlarının c.2.2. maddesi uyarınca, sigorta ettiren kimse sigortacının sözleşme yapılırken gerçek durumu bildiği takdirde sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır koşullarda yapmasını gerektirecek bütün hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğü yerine getirmemiş olması her ne kadar sigortacıya gerçeği öğrendiği tarihten itibaren bir ay içerisinde sigortalının kastı varsa akitten cayma hakkı verirse de, sigortalının kastı yoksa, yani ihlal kusura dayanıyorsa bu hak rizikonun gerçekleşmesinden sonra kullanılamaz, sigortacının orantılı tazminat ödemesi gerekir.
Buna göre davalının sigortalı aracı kiraladığını ileri sürdüğü Hakkari İl Gençlik Müdürlüğü’nden de sorulmak sureti ile aracın kiralanıp kiralanmadığı belirlenmeli, kiralandığının belirlenmesi halinde; sigortalanan araç için tahakkuk ettirilen prim ile aracın kiralanarak kullanılacağının bilinmesi durumunda ödenmesi gereken prim miktarı belirlenerek, arasındaki orana göre sigorta değerinden proporsiyon indirimi yapılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 3 numaralı
bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı sigorta şirketine geri verilmesine 18.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.