Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/1481 E. 2013/5025 K. 08.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1481
KARAR NO : 2013/5025
KARAR TARİHİ : 08.04.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (alacaklı) vekili, İstanbul 11. İcra Müdürlüğü’nün … sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, … İcra Müdürlüğü’nün 2010/2432 sayılı Talimat dosyasında yapılan 09.06.2010 günlü hacze konu menkullerin kendilerine ait olduğu gerekçesi ile üçüncü kişilerin istihkak iddiasında bulunduklarını, ancak haciz mahallinde borçluya ait kartvizitin ele geçtiğini, borçlunun takip adresinde davacılar ile birlikte faaliyet gösterdiğini, ancak alacaklılardan kurtulmak için borç doğuran tasarrufların takip borçlusu adına yapıldığını, takip adresinde davacılara ait belgelerin ve vergi levhalarının ele geçmesinin bunu kanıtladığını, öte yandan borçlu ile davacılar arasında yakın akrabalık bağının bulunduğunu, konu menkullerin belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (üçüncü kişiler) vekili, haciz adresindeki iş yerinin ve mahcuzların davacılara ait olduğunu, İİK’nun 99. maddesinin uygulanmasına yönelik Mahkeme kararının onandığını, borçlunun haciz adresi ile ilgisinin bulunmadığını, burada ödeme emrinin tebliğ edilmediğini, borçluya ait belgenin de ele geçmediğini belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haciz adresinde ödeme emrinin tebliğ edilmediği, bu sırada borçlunun da hazır bulunmadığı, ticaret sicil kaydına göre burasının davalı … adına kayıtlı iş yeri olduğu, üçüncü kişi yararına olan mülkiyet karinesinin aksinin davacı alacaklı tarafça kanıtlanamadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesi uyarınca açtığı “istihkak iddiasının reddi” davası niteliğindedir.
Vergi Dairesi’nin 12.11.2012 tarihli yazı cevabına göre; icra takibine dayanak senet üzerinde gösterilen adreste 21.08.2009–31.03.2010 tarihleri arasında borçlunun giyim eşyası ticaretinden dolayı vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan yine Vergi Dairesi’nin düzenlediği 31.08.2012 tarihli yoklama fişine göre; davacı üçüncü kişilerin takip adresinde 01.06.2011 tarihinden itibaren geriye doğru 5–6 yıl boyunca faaliyet gösterdikleri belirlenmiştir.
Üçüncü kişiler ile borçlu arasında akrabalık bağı bulunduğu konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.
Hacizde borçluya ait belgeler ele geçmiştir. 2009 tarihli vergi levhasına göre Üçüncü kişiler ve borçlunun birden fazla adreste, aynı alanda faaliyet gösterdikleri anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına ve haciz tutanağı içeriğine göre somut olayda, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Dava konusu hacizle ilgili sehven İİK’nun 99. maddesinin uygulanması, hatta bu işlemin yerinde olduğuna dair temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiş Mahkeme kararının bulunması, ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacaktır.
İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan üçüncü kişiler, mahcuzlar üzerinde mülkiyet hakkına dayanmakta ve delil listesinde mahcuzlara ilişkin faturaların bulunduğundan bahsetmektedir. Ne var ki bunlar dosyaya sunulmamış, Mahkemece de bu konuda davacı tarafa kesin süre verilmemiştir.
Oysaki yapılması gereken iş öncelikle, 6100 sayılı HMK’nun (1086 sayılı HUMK’nun maddesi) çerçevesinde davacı tarafa kesin süre verilerek faturaların dosyaya sunulmasını sağlamaktır. Bundan sonra faturaların gerçekliği yönünde davacı tarafın ve satıcı firmaların ticari kayıtları üzerinde (fatura dip koçanlarına, ödeme vb. hususlara da bakılarak) bilirkişi incelemesi yaptırmak, sonucuna göre keşif ve yine bilirkişi incelemesi ile mahcuzlara uygunluğunu araştırmaktan ibarettir.
Belirtilen hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 8.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.