YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1548
KARAR NO : 2013/18347
KARAR TARİHİ : 25.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı …. Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, davalıların işleteni ve sigortacısı olan tırın davacının sürücüsü olduğu lpg tankerine çarpması nedeniyle müvekkilinin yaralandığını belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik nedeniyle 5.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09.07.2012 günlü ıslah dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talep sonucunu 65.504,47 TL’na yükseltmiştir.
Davalı … Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 65.504,47 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline, 8.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı …. Tic. A.Ş.’nden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı …. Tic. A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
1-T.C. Anayasası’nın 36/1 maddesinde “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmü düzenlenmiştir. Yine HUMK.nun 73. maddesi uyarınca “kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikce hükmünü veremez”. Bir davanın görülmesi için taraf teşkilinin sağlanması esas olup, hakimin bu hususu re’sen gözetmesi gerekir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde
sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir.
Somut olayda ise, davalı …. Tic. A.Ş.’ne çıkarılan dava dilekçesi tebligatı iade edilmiş, bunun üzerine mahkemece … Sicil Memurluğu’ndan davalının adresi sorulmuş, sicil memurluğunca şirket merkezinin “İzmit/Kocaeli” iken 19.11.1996 tarihinde “Basın … Yolu Koçman …. Sonu … İş … C Blok K:4/9 …/…” adresine taşındığı, “İzmit/Kocaeli” adresinin ise şirketin … Şubesi olarak faaliyetine devam ettikten sonra 2001 yılında kapatıldığı şeklindeki cevabi yazısı üzerine mahkemece belirtilen “Güneşli/…” adresine tebligat çıkarılmış, ancak tebligatın doğru adres olmaması nedeniyle iade edildiği anlaşılmıştır. Bu aşamada mahkemece, davalının il bazında bağlı bulunduğu … Ticaret Sicil Memurluğu’ndan kayıtlı son adresi sorularak belirlenecek adrese Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligat yapılması ve davalının savunma ve delillerinin toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken daha önce tebligat yapılmayan ve tarih itibariyle sicilde kayıtlı olmadığı anlaşılan adrese T.K.’nun 35. maddesine göre usulsüz tebligat yapılıp taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik esaslı usul hatası olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalı …. Tic. A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı …. Tic. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …. Tic. A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …. Tic. AŞ’ye geri verilmesine 25.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.