YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1925
KARAR NO : 2013/18350
KARAR TARİHİ : 25.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalıların sürücüsü ve trafik sigortacısı olan aracın sebep olduğu trafik kazası nedeniyle yaralandığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak şartıyla 2.000,00 TL maddi tazminatın her iki davalıdan, 8.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı …’dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalının kalıcı maluliyetinin olmadığı, geçici içgücü kaybının ise 9.688,91 TL olduğu, davacıya davalı … şirketi tarafından maddi tazminata mahsuben 55.027,00 TL ödeme yapıldığı, geçici işgöremezlik nedeniyle davacıya olması gereken miktarın çok üzerinde tazminat ödenmesi nedeniyle hakkaniyet gereği davacının manevi tazminat istemesinin hakkın kötüye kullanımı olacağı belirtilerek, maddi tazminat hakkındaki istemin feragat nedeniyle, manevi tazminata yönelik davanın ise esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı tarafından davalılardan …Sigorta A.Ş.’ne verilen ibraname ile dava konusu olay nedeniyle sigorta şirketince ödenen 55.027 TL tazminat mukabilinde, bu davalıdan herhangi bir talepte bulunmayacağı yönünde taahhütte bulunduğu hususu çekişmesizdir. Mahkemece davacıya
olması gereken miktarın çok üzerinde tazminat ödenmesi nedeniyle hakkaniyet gereği davacının manevi tazminat istemesinin hakkın kötüye kullanımı olacağı belirtilmiş ise de, yapılan ödeme maddi tazminata ilişkin olup, taraflar arasındaki ibraname çerçevesinde yapılmıştır. 818 sayılı B.K.nun 47. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine bir para tutarı verilmesine karar verebileceği belirtilmiş olup, davacının yaralanması nedeniyle manevi tazminat şartlarının oluştuğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Esasen, mahkemece hükmedilmesi gereken bu para tutarı aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararı karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülüklerde değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmaktadır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. 22.6.1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlarda açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Bu durumda, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, kusur oranları da gözönünde tutularak, yaralanan davacı için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken buna ilişkin talebin reddedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 25.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
…