Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/2259 E. 2013/18053 K. 19.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2259
KARAR NO : 2013/18053
KARAR TARİHİ : 19.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı idaresindeki araçla davacı … idaresindeki aracın karıştığı kazada müvekkillerinin yaralandığını belirterek fazlaya dair haklarını saklı tutarak her bir davacı için ayrı ayrı 2.500,00.-TL ile araç hasarı nedeni ile 1.000,00.-TL maddi tazminat ve … için 20.000,00.-TL diğer her bir davacı için ayrı ayrı 15.000,00.-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, kazanın oluşumunda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalının % 100 kusurlu olduğu kabul edilerek, davanın kısmen kabul kısmen reddiyle, hasarı talep edilen aracın tescil kaydının dava dışı 3. kişi adına kayıtlı olması, davacıların talep ettikleri tedavi giderlerinin … tarafından karşılanmış olması ve davacılar … ve … ile …’ın yüzünde olduğunu iddia ettikleri sabit izle ilgli dosya içerisinde her hangi bir bilgi ya da belge olmayı gerekçesi ile maddi tazminat taleplerinin reddine, davacıların her biri için ayrı ayrı 2.000,00.-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava trafik kazası sonucu davacıların kızı …’ın vefatı ve davacı …’ın yaralanması nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, trafik kazası sonucu müvekkillerinin yaralandığını, mağduriyetlerinin bulunduğunu belirterek her bir davacı için ayrı ayrı 2.500,00.-TL maddi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece davacıların talep ettikleri tedavi giderlerinin … tarafından karşılanmış olması ve davacılar … ve … … ile …’ın yüzünde olduğunu iddia ettikleri sabit izle ilgili dosya içerisinde her hangi bir bilgi ya da belge olmayı gerekçesi ile maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali BK m. 46/I’de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince “Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kısmen çalışmaya muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir”. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu’nun 46. maddesinde belirtilen “bütün masraflar” deyimi çok geniş kapsamlıdır. Bu giderlere zarara uğrayanın katlanmak zorunda kaldığı bütün giderler dahildir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkillerinin trafik kazası sonucu yaralandığını, mağduriyetlerinin bulunduğunu ve bazı müvekkillerinin yüzlerinde kalıcı yaralar oluştuğunu ileri sürerek tazminini talep etmiş, müvekkillerinin her biri için fazlaya dair haklarını saklı tutarak talep ettiği 2.500,00.-TL maddi tazminatın tedavi gideri, geçici veya sürekli çalışma gücü kaybı, estetik ameliyat gideri gibi zarar türlerini belirtmemiş olmasına karşın mahkemece bu durumun açıklığa kavuşturulması sağlanmamıştır. Öncelikle davacı vekilinin talebinin açıklatılması sağlanarak, zarar türlerinin ve ayrıca her bir zarar türüne ilişkin talebinin 2.500,00.-TL’nin ne kadarlık kısmını oluşturduğu belirlenmesinin sağlanması ile bu zarar türlerine ilişkin yapılacak araştırma ve toplanacak delillere göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2-Tazminat davasında davacı olma ehliyeti, kural olarak mal varlığından doğrudan doğruya zarar gören kişiye aittir. Ancak, bir şeyi sözleşmeyle (kira, ariyet vs.) elinde bulunduran kişi, onu aldığı gibi malikine aynen iade etmekle yükümlü olup, ödemek zorunda olduğu onarım giderlerini isteyebilecektir.
Davacı vekili araç hasarı nedeni ile fazlaya dair haklarını saklı tutarak 1.000,00.-TL maddi tazminat talebinde bulunmuş, davacının bu talebi mahkemece aracın tescil kaydının dava dışı 3. kişi adına kayıtlı olduğu gerekçesi ile reddedilmiştir.
Dosyada mevcut kaza tespit tutanağında, davacı İsmail …’un sürücü olduğu anlaşılmakla, kazaya karışan aracın sürücüsü olması, aracı aldığı gibi eksiksiz ve hasarsız olarak malikine teslim etmekle yükümlü bulunması nedeniyle, aracın zilyedi sıfatıyla, hasar tazmini yönünden dava açmakta hukuki yararı ve aktif husumet ehliyeti vardır.
O halde mahkemece, davacı İsmail …’un aktif husumet ehliyetinin varlığının kabulü ile dosya kapsamında mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının talep etmiş olduğu araç hasarının belirlenmiş olması bakımından, davalının aracını zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalayan sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin mahsubu sonucu belirlenecek hasar miktarına göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
3-Bozma nedeni gözönüne alınarak davacılar vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1 ve 2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 19.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.