YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3009
KARAR NO : 2013/8413
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar…,… vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı …’ın murisi …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını, takip sırasında borçlunun ölmesi nedeniyle mirasçıları hakkında takibe devam edildiğini, ancak borçlunun ölmeden önce kendisine ait taşınmazı kayınpederi olan diğer davalıya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece İİK.nın 278/2 maddesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar …,… vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davalılar cevap dilekçesinde asıl borçlu olan murislerinin dava dışı başka kişilere de borcunun olduğu ve hakkında bir çok icra takibi yapıldığını, bu nedenle MK.nın 605/2 maddesi uyarınca terekenin borca batık olması nedeniyle mirası reddetmiş sayılacaklarından
murisin borcundan dolayı kendilerine dava açılamayacağını savunmuşlardır. Medeni Kanunun 605/2 maddesi uyarınca ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tesbit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.
Bu durumda mahkemece mirasbırakan … ‘ın terekesinin borca batık olup olmadığının araştırılması, borca batık olduğunun anlaşılması halinde davalı … bu hususu def’i olarak ileri sürdüğüne göre mirası reddettiğinin kabulü ile konunun miras hukuku hükümleri çerçevesinde çözülmesi için mahkemece mahallin sulh hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanması, anılan mahkemece borçlu için atanacak veya yetkilendirilecek bir temsilci huzuru ile davaya devam olunması ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönler gözardı edilerek davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Davalılar …,… vekili ile davalı …’ın temyiz itirazları bu nedenle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 6.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.