YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3017
KARAR NO : 2013/13653
KARAR TARİHİ : 10.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı taraf aracının müvekkiline ait araca çarparak hasarladığını, davalı …’in olayda asli kusurlu olduğunu, ceza mahkemesinde davalının asli kusurlu olduğundan bahisle mahkum edildiğini, aracın pert olduğunu belirterek 25.000 TL tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan (sigorta şirketi poliçe limitiyle sorumlu olmak üzere) tahsilini talep etmiştir.
Davalı …Ş vekili, sigortalının kusuru oranında azami poliçe teminatına kadar hasardan sorumlu olduklarını, temerrüde düşmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, kusuru, hasar miktarını, tespit raporunu kabul etmediğini, olayda davacının kusurunun bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 18.750 TL tazminatın davalı …, 5.750 TL poliçe limitinden sorumlu olmak üzere dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK’nun 27.maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasınıda içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Savunma hakkını güvence altına alan T.C Anayasa’sının 36.maddesinde de buna paralel düzenleme bulunmaktadır.
Somut olayda; davalı … duruşmalarda kendini vekil ile temsil ettirmiş, davalı vekili 27.11.2012 tarihli duruşmaya katılamayacağına dair mazeret dilekçesi ibraz etmiş, bu husus duruşma tutanağına geçirilmiş, aynı oturumda bilirkişi raporu dosyaya sunulmuş, bilirkişi raporu mazeret bildiren davalı vekili yerine duruşmada hazır olan davalı asıla elden tebliğ edilmiş, davalı asıl duruşmanın ertelenmesini talep etmiştir. Mahkemece davalı vekilinin mazeret dilekçesi ve davalı asılın duruşmanın ertelenmesi talebi yönünden olumlu yada olumsuz hiç bir karar verilmediği gibi, kendini duruşmalarda vekil ile temsil ettiren davalı vekiline bilirkişi raporu tebliğ edilip, bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazda bulunma hakkı verilmeyerek davalı tarafın savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Bu durumda mahkemece bilirkişi raporunun davalı vekiline tebliği ile rapora karşı beyan ve itirazlarını bildirmesi hususunda süre verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde savunma hakkının kısıtlanması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebi ve şekline göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 10.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.