YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/36
KARAR NO : 2013/17418
KARAR TARİHİ : 10.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü, zorunlu ve İhtiyari mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklete çarptığını, kaza nedeniyle davacının ağır yaralandığını, tedavi gördüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 11.000 TL. tedavi gideri, 1.000 TL. kazanç kaybı, 1.000 TL. işgücü kaybı tazminatının davalılardan, 20.000 TL. manevi tazminatın sigorta şirketleri dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile 20.827,92 TL. işgücü kaybı ve 960 TL. tedavi giderinin tahsili için ıslah etmiştir.
Davalı … vekili, tedavi giderlerinden sorumlu olmadıklarını bildirerek davanın reddini savunmuş, davalı … Sigorta A.Ş. davalıya ait aracın kasko ve ihtiyari mali sorumluluk sigortasını düzenlediklerini, ancak primlerin ödenmemesi nedeniyle poliçenin iptal edildiğini, sorumlu olmadıklarını belirtmiş, diğer davalılar vekili kusur oranı ve tazminat miktarını kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının tedavi gideri ve geçici işgöremezlik tazminatı taleplerinden …nun sorumlu olması nedeniyle davacının tedavi gideri ve geçici işgöremezlik tazminatı
taleplerinin reddine, … sigorta A.Ş. tarafından poliçenin iptal edilmiş olması nedeniyle bu davalı yönünden davanın husumet yönünden reddine, 20.827,92 TL. maddi tazminatın diğer davalılardan tahsiline, 10.000 TL. manevi tazminatın davalılar … ve …’ndan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
HUMK’nun 382.(6100 sayılı HMK’nın 294.) maddesine göre, mahkemece verilecek kararların açık olarak ve yüze karşı okunmak suretiyle tefhim edilmesi gerekir. Kural olarak tefhim gününde hükmün gerekçesi ile birlikte açıklanması gerekmekte ise de, gerekçeli kararın hemen yazılması her zaman mümkün olamayacağından mahkemenin önce vereceği kısa kararı yargılama oturumunda tefhim etmesi daha sonra gerekçeli kararı yazarak bu yasal zorunluluğu tamamlaması mümkün bulunmaktadır. Ne var ki, asıl olan kısa karardır. Sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olarak yazılması gerekir. 10.4.1992 gün ve 7/4 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da bu hususa değinilmiş, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olmasının başlı başına bozma nedeni olacağı kabul edilmiştir.
Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararda, hükmedilen maddi tazminatın davalılardan tahsiline, davalı … şirketlerinin dava tarihinden işleyecek faizden sorumlu tutulmasına karar verildiği halde gerekçeli kararda, “davalı … sigorta A.Ş. hakkındaki davanın husumet yönünden reddine” denilmiştir. Bu hal, 6100 sayılı HMK.nun 294.(HUMK.381/2.) maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.