YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3645
KARAR NO : 2013/10095
KARAR TARİHİ : 27.06.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3. Kişi, Kastamonu 1. İcra Müdürlüğünün 2010/6800 sayılı takip dosyasında 28.1.2011 tarihinde haczedilen mehkullerin ve nakit paranın kendisine ait olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, hacizde borçlunun hazır bulunduğunu, mahalde bulunan telefon faturasının borçlu adına olduğunu mülkiyet karinesinin alacaklı yararına olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece haczin 3. Kişinin işyerinde yapıldığı, 3.kişinin hacizden önce haciz adresinde faaliyete başladığı, mahcuzların davacıya ait olduğunun fatura ve diğer belgelerden anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK.nin 96 vd maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz 38.1.2011 tarihinde borçlu ve eşinin huzurunda yapılmıştır. Haciz mahallinde borçluya ait telefon faturası bulunmuştur. Bu halde İİK.nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksini davacı 3. Kişi güçlü ve inandırıcı delillerle ispat etmelidir. Davacının dayandığı borcun doğumundan sonraki tarihli faturalar, vergi kaydı ve
adi yazılı şekilde düzenlenmiş kira sözleşmesi karine aksini ispata yetmez. Kaldı ki, haciz mahallinde bulunan ve borçlu adına olan telefon faturasından haciz mahallinin telefon aboneliğinin borçlu adına olduğu haciz adresinin mülkiyetinin de borçlunun babasına ait olduğu, 3. kişi ile borçlunun kardeş olup haciz mahalline ait elektirik ve su oboneliklerinin ise mülk sahibi babaları … ‘e ait olduğu dolayısıyla haciz adresinin aile işletmesi şeklinde işletildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, karine aksinin güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edildiğinden söz edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 27.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.