Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/3699 E. 2013/6596 K. 09.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3699
KARAR NO : 2013/6596
KARAR TARİHİ : 09.05.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı, davalıların küçük çocuğu …’ın yönetimindeki motosikletle kendisinin sevk ve idaresindeki araca çarparak hasarladığını, davalıların hasar bedelini tazmin etmediğini, davalı tarafın olayda kusurlu olduğunu belirterek 2.504,94 TL hasar bedeli, 2.000 TL değer kaybı olmak üzere toplam 4.504,94 TL.nın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar, kazanın meydana gelmesinde davacının da kusuru olduğunu, keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu bu durumun anlaşılacağını, davacının hızlı araç kullandığını, hasar miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK.nin 266. maddesine göre “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden,
bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.”
Somut olayda, kaza tesbit tutanağında tescilsiz motosiklet sürücüsü küçük … ‘ın şeride tecavüz etme kuralını ihlal etmekten kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu belirtilmiştir. Resmi görevlilerce düzenlenen kaza tutanağı aksi sabit oluncaya kadar geçerli kabul edilen belgelerdendir. Davacı dava dilekçesinde, davalıların oğlu …’in karşı istikametten ellerini bırakmış şekilde motosikletin üzerinde hızla gelerek, yönetimindeki aracına çarptığını belirterek şimdilik 2.505,94 TL hasar bedeli ile 2.000 TL değer kaybı zararının olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılar, kazanın davacının meskun mahalde hız sınırlarının üstünde araç kullanması nedeniyle meydana geldiğini, bu konuda tanıkları olduğunu savunmuşlardır.
Taraflarca bildirilen tanıklar duruşmalarda dinlenmişler, davacı tanıklarının oluş şekline ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı anlaşılmıştır. Davalı tanığı …, davacıyı olay günü süratli şekilde araç kullanırken gördüğünü, …, davacının aracını biraz hızlıca kullandığını, kendisinin karşı istikamette seyrettiğini, ses üzerine dönüp baktığında davacı aracının mezarlık duvarına çarptığını, bir çocuğunda kanlar içinde kaldığını gördüğünü, çocuğu hastaneye kaldırdıklarını ifade etmiştir. Davalı tanığı …, aracı ile tali yoldan anayola çıkmak için beklerken davacının aracı ile anayolda seyrettiğini, karşı şeritten bankete 1-1,5 mt yakınlığında motosikletle davalıların oğlunun seyir halinde olduğunu gördüğünü, viraj nedeniyle davacı aracının sol şeride doğru kaydığını ve karşı istikametten gelen motosiklete çarptığını, motosikletin yavaş seyrettiğini, çocuğun ellerini bırakıp bırakmadığını görmediğini seylemiştir.
Simav Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/1640-1008 sayılı 7.10.2010 tarihli kararı ile davacı hakkında taksirle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan şikayet olmadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı vekili aleyhe olan tanık beyanlarını kabul etmediğini ifade etmiştir.
Mahkemece, tarafların olaydaki kusur durumlarının tespiti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmadan kaza tesbit tutanağında belirtilen oluş şekline aykırı ve onunla
çelişik olan, davalı tanık beyanlarına göre davacının virajı alamayarak sol şeride kaydığı ve sol şeritte seyreden davalıların oğlunun yönetimindeki motosiklete çarptığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Trafik kazalarında tarafların kusurlarının tesbiti hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konulardan olmayıp özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerdendir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak, tutanak tanıklarının ve tarafların tanıklarının usulüne uygun biçimde dinlenmeleri kaza tutanağındaki oluş yeri ile davalı tanıklarının beyanları arasındaki çelişkinin giderilmeye çalışılması, daha sonra tüm dosya kapsamı davacının oluşa ilişkin beyanları hazırlık evrakı kapsamı ve davacı vekilinin oluşa ve tanık beyanına itirazları ve davalıların savunmaları birlikte değerlendirilip, irdelenmek suretiyle tarafların olaydaki kusur durumlarının ve gerektiğinde davacı aracında davaya konu kaza nedeniyle oluşan gerçek zarar miktarının tesbiti hususlarında gerekçeli, ayrıntılı, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı …’e geri verilmesine 9.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.