Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/4046 E. 2013/7527 K. 21.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4046
KARAR NO : 2013/7527
KARAR TARİHİ : 21.05.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline ait olup davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalı … plakalı aracın 26/04/2010 tarihli kaza nedeniyle hasar gördüğünü, başvuruya rağmen hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 13.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçede sigortalının… Tic. Oto. Tur. Ltd. Şti. olup, davacı olmadığını, poliçe düzenlenirken hususi oto olarak beyan edilen aracın kaza sırasında kiralık olarak çalıştırılması nedeniyle müvekkilinin yasal cayma hakkını kullanarak durumu 25/05/2010 tarihinde sigortalıya bildirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, … Tic. Oto. Tur. Ltd. Şti.’nin davacı şirketin eski unvanı olduğu, aracın pert sayılması ile 13.000,00 TL gerçek zarar bulunduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarında bu aracın kiralandığını gösteren kayıt olmadığı ve oto kiralama işi ile iştigal etmediği gerekçesiyle 13.000,00 TL’nin 12/06/2010 temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2)Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve araçtaki hasarın poliçe yürürlük süresi içinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir.
Mal Sigortaları türünden olan Kasko Sigortası Genel Şartlarının teminat kapsamını belirleyen A.1 maddesine göre, gerek hareket ve gerekse durma halinde iken sigortalının veya araç kullananın idaresi dışında ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüsü sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282.maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281.maddesi hükmü uyarınca da kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin KSGŞ.nin A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. KSGŞ.nın A.5 maddesi ve TTK.nun 1292. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Kasko sigortası Genel Şartlarında özel aracın sigortacının bilgisi dışında ticari (kiralık) olarak kullanılması teminat dışı bir hal olarak düzenlenmemiştir. Söz konusu madde sigorta primini yükseltmeyi amaçlamaktadır. Aracın kiralık olduğunun tespiti durumunda tahakkuk ettirilen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki oran belirlenerek (proporsiyon hesabı) tazminata hükmolunur.
Yukarıdaki açıklamalar altında somut olaya bakıldığında, davacı taraf kaza tespit tutanağı, tanık beyanı, kasko sigorta poliçesi ve hasar dosyasına dayanarak 13.000 TL zarar bedelinin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı …
şirketi ise, gerçeğe aykırı beyanla poliçede kullanım tarzı hususi olarak belirtilen aracın müvekkilinin bilgisi dışında kiralık araç olarak kullanımı sırasında kazanın meydana geldiğini, bu nedenle hasardan sorumlu olmadıklarını savunarak hasar bedelini ödemekten kaçınmış olup, 17/05/2010 tarihli oto hasar araştırma raporuna ve tanık deliline dayanmıştır.
17/05/2010 tarihli oto hasar araştırma raporunda ifadesi bulunan sürücü …’in imzalı beyanında, aracı daha önceden tanıdığı …’den 24 saat için 110 TL karşılığında kiraladığını, teslime dair anlaşmanın Ferhat’ta kaldığını ifade ettiği anlaşılmıştır. Bu tanık davacı tarafça tanık listesinde gösterilmiş, daha sonra dinlenmesinden vazgeçildiğini beyan edilmiş ise de, davalının da delil olarak gösterdiği hasar araştırma raporunda ifadesi bulunan …’in dinlenmemesi doğru olmamıştır.
Duruşmada dinlenen davacı tanığı …, davacı şirketin sahibi ile arkadaş olmaları sebebiyle olay tarihinde aracın kendisine kullanılması için verildiğini, kendisinin de aracı kullanması için sürücü …’e verdiğini, davacı şirkete ücret vermediğini ifade etmiş, mahkemece davacının ticari defterlerinde yapılan araştırma sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda defterlerde bu aracın kiralandığını gösteren kayıt olmadığı, aracın davacı tarafından …’e teslim edildiğini gösteren ve kiralama karşılığı kiralama faturası düzenlendiğini belirten herhangi bir kayıt bulunmadığı belirtildiğinden, davacı şirket yetkilisinin aracı verdiği … arasında aracı kiralık olarak vermesi yönünde gizli bir anlaşma yapıldığına ilişkin davalının savunması ve delili bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davalı tarafın cevap dilekçesinde ve delil listesinde, 17/05/2010 tarihli oto hasar araştırma raporunda beyanları alınan araç sürücüsü …, babası …, … ve servis sorumlusu …’un bu beyanlarından bahsedilerek tanık olarak gösterildiği, davacı tarafından da gösterilen tanıklardan …’ün beyanı dışında, diğer tanıkların beyanlarının alınmadığı, davalının da özellikle …’in tanık olarak dinlenmesini istemesine göre, mahkemece bu tanıkların dinlenerek sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 21.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.