Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/5203 E. 2013/8998 K. 13.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5203
KARAR NO : 2013/8998
KARAR TARİHİ : 13.06.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı Vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Asıl dava, kazaya neden olan aracın sürücüsü … hakkında, birleştirilen dava ise, bu aracın işleteni olan … hakkında açılmıştır. Davacılar vekili, asıl ve birleştirilen davada, davalıların sürücüsü ve işleteni oldukları aracın, 07.08.2009 tarihinde müvekkillerinin kızı …’ye çarparak onun yaralanmasına neden olduğunu belirterek toplam 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ise, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; “…davanın kabulü ile davacı … için 2.500,00 TL, onun anne ve babası olan diğer davacılar için de 1.250,00 er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’den tahsiline…” karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden; dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davacılar vekili tarafından 19.11.2009 tarihinde açılan asıl davada; kazaya neden olan aracın sürücüsü …’e husumet yöneltilerek manevi tazminat istenmiştir. Yine davacılar vekili tarafından 15.03.2010 tarihinde açılan ve eldeki bu dava ile birleştirilen davada da kazaya neden olan aracın işleteni olan …’e aynı olay nedeniyle husumet yöneltilmiş ve aynı miktarda manevi tazminat ondan da istenmiştir. Mahkemece, davalı sürücü … yönünden dava aynen kabul edilmiş; ancak, eldeki bu dava ile birleştirilen davanın davalısı … yönünden olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir.
1086 sayılı HUMK.’nun 388 ( 6100 sayılı HMK’nun 297/2). maddesinde; hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanının hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır. Şu durumda mahkemece, asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken birleştirilen dava hakkında gerekçe de gösterilmeksizin olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
2-Davalı … vekilinin temyizine gelince; kabule göre de; mahkemece verilen gerekçeli kararda, davacılardan …’nin yaralanmasının niteliği, derecesi, tarafların kusur oranları ile manevi tazminat miktarı belirlenirken hangi doktor raporunun ve kusur oranının esas alındığı, yaralanan davacı …’nin anne ve babası için manevi tazminat takdir edilmesinin nedenleri de açıklanmamıştır. Kaldı ki dosya kapsamı içinde davacının yaralanma derecesini gösteren doktor raporu ve kusur oranlarının belirlenmesine ilişkin herhangi bir bilirkişi raporu da bulunmamaktadır. Dosya içinde mevcut ve halen kesinleşmemiş olduğu anlaşılan ceza mahkemesi kararına göre davacının yaralanmasına ilişkin doktor raporunun ve kusur yönünden bilirkişi raporunun ceza dava dosyası içinde olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece gerekirse ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenilmeli, ceza dava dosyası
getirtilmeli, tarafların kusur oranları, davacının yaralanmasının niteliği ve derecesi belirlenerek manevi tazminat miktarının tayin ve takdir edilmesi gerekirken, mahkemece gerekçede bu yönlerde inceleme ve değerlendirme yapıldığına ilişkin herhangi bir açıklama da yapılmadan yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararının bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3-Bu bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar ve davalı … yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlere, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalı …’e geri verilmesine 13.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.