YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5292
KARAR NO : 2013/7258
KARAR TARİHİ : 20.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkiline ait aracın davalılardan … un maliki, …’in sevk ve idaresindeki aracın tam kusurlu olarak arkadan çarpması nedeniyle hasarlandığını hasar bedelinin sigorta şirketi tarafından ödendiğini bildirip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere hasar nedeniyle araçta meydana gelen 3.500,00 TL değer kaybı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, tazminat miktarına itiraz edip sigorta şirketinin teminatının değer kaybını da kapsadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Bulut cevap vermemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre Davalılar aleyhine açılan davanın sabit olmadığından reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararda “davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın sabit olmadığından reddine “denildiği halde hükmün gerekçesinde “davacı aracındaki zararına ilişkin kendi kasko sigortacısından tazminat almış olup davalı aracının zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi nedeniyle bir tazminat almamıştır. Ancak davacının kasko sigortacısı ile davalı aracının zorunlu mali sorumluluk sigortası şirketi aynı şirket olup gelen hasar dosyasında da davalı aracının
poliçesi ekli olduğundan zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi nedeniyle ödeme yapılmış gibi algılanıp değerlendirilerek ibra kapsamına göre sigorta şirketini ibradan davalılarında yararlanacağı düşünülerek davanın reddine karar verilmiş ise de; bu sonucun dosyaya uygun düşmediği görülmektedir. Çünkü davacının kendi kasko sigortası şirketini ibra etmiş olmasından davalılar yararlanamaz. Bu durum gerekçeli kararın yazımı sırasında anlaşılmış ise de; kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının çelişmemesi gerektiğinden, kısa kararda davanın reddine karar verildiğinden buna uygun olarak gerekçeli kararın hüküm fıkrasının yazılması gerektiği sonucuna varıldığından bahisle davacının davasının reddine “şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu hal 6100 sayılı HMK’nin 294 ve devamı maddelerine aykırılık teşkil etmektedir.
Bu durumda mahkemece, gerekçeye uygun bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de;
a.Dava, trafik kazasından kaynaklanan araçtaki değer kaybı istemine ilişkindir.
Davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın, davacı aracına çarparak hasarlanmasına sebebiyet verdiği, davacı aracındaki hasarın kaskosu tarafından karşılandığı, ancak araçta oluşan ve karşılanmıyan değer kaybının tazmini istemiyle bu dava açılmıştır.
Davacı aracının kasko sigortası şirketi ile davalı aracının zorunlu mali mesuliyet sigortası şirketi aynı sigorta şirketi (Axa Sigorta A.Ş.) ise de; değer kaybı zararı kasko sigortası poliçesi teminatı kapsamında değildir. Buna karşılık zorunlu mali sorumluluk sigortası, işletenin, 3. kişilere karşı hukuki sorumluluğunu poliçe limitine kadar üstlenmiş olup, değer kaybı da, zorunlu mali sorumluluk sigortasının üstlendiği gerçek zararın kapsamındadır. Dava dışı kasko şirketi, sigortalısının aracında oluşan hasar bedelini karşılamış ve bunun karşılığında davacı tarafından ibra edilmiştir.
Davacı, karşı aracın işleteni ve sürücüsü hakkında dava açmış, ZMSS şirketi hakkında dava açılmamıştır. Kasko ve zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçelerinin amacı ve kapsamı birbirinden farklıdır. Davacı, araçtaki hasarının giderilmesi için, kendi kasko poliçesine dayanarak talepte bulunmuş, Davalı taraf aracının ZMSS dava açmadığından trafik poliçesine istinaden
hasarı giderilmemiştir. Bu nedenle davacının, kendi kasko sigortası şirketini ibra etmesinden, davalılar yararlanamaz. Davalılar davacı aracında oluşan değer kaybından sorumludurlar.
Bu durumda mahkemece, tarafların delillerinin toplanarak, davacı aracının özelliğine, hasar durumuna, modeline göre tüm dosya kapsamı birlikte gözetilerek konusunda uzman bilirkişi yada bilirkişi kurulundan kusur ve davacı aracında meydana gelen değer kaybı hususunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.