YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/594
KARAR NO : 2013/5288
KARAR TARİHİ : 11.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının, yol yapım çalışması sırasında gerekli ikaz ve uyarıcı işaret levhaları yerleştirmemesi, parke taşlarını yol üzerinde gelişigüzel, tedbir almadan bırakması nedeniyle, müvekkilinin aracı ile bu yolda seyrederken perke taşlarına ve daha sonrada sulama kanalı üzerinde bulunan köprü duvarına çarpması sonucu aracının hasarlandığını, kaza tutanağında, yolun yapım ve bakımından sorumlu yüklenicinin asli kusurlu olduğunun belirlendiğini, tesbit raporuna göre 15.466,72 TL hasar ve 3.500 TL değer kaybı oluştuğunu belirterek şimdilik 10.000 TL’nin kaza tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin gerekli işaretlemeleri yaptığını, tedbirlerini aldığını, olayda kusurunun bulunmadığını, davacının alkollü ve hızlı araç kullanması sebebiyle kazanın meydana geldiğini, parke taşlarının yol kenarına düzenli dizildiğini kusuru, kaza tesbit tutanağını ve yokluklarında yapılan tesbiti tesbit bilirkişi raporunu hasar miktarını kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsımı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. TMK’nin 6.maddesi hükmüne göre, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan herbiri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. 6100 Sayılı HMK’nin 190/1 maddesinde de buna paralel bir düzenleme getirilmiştir. HMK’nin 94.maddesi gereğince “Kanunun belirlediği süreler kesindir. Hakim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi halde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir. Ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.” yine aynı Kanununun 266.maddesine göre “Mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde taraflardan birinin talebi yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.”
Somut olayda; davacı taraf aracında meydana gelen hasarın tesbiti hususunda Hatay 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/158 Değişik İş Sayılı dosyasında tespit yaptırmış olup, davalı vekili tespit dosyasına verdiği dilekçede ve işbu davaya karşı sunduğu cevap dilekçesinde, tespit raporunda belirlenen hasar miktarını kabul etmediğini belirterek açıkça itiraz etmiştir. Tek taraflı olarak davacı tarafça yaptırılan ve davalı tarafın itirazına uğrayan tespit raporu davalıyı bağlayıcı değildir. Bu nedenle hasar miktarının uzman bilirkişi marifetiyle tespiti gerekir. Davalı taraf kusuru oranında davacı aracında oluşan gerçek zarar miktarı ile sorumludur. Gerçek zarar miktarının ispatı davacıya aittir. Dolayısıyla gerçek zararın ispatı zımnında yaptırılacak bilirkişi masrafının da davacı tarafça karşılanması gerekir. Bu nedenle davacı aracında davaya konu kaza nedeniyle meydana gelen gerçek hasar miktarını tesbiti için yaptırılacak bilirkişi giderinin yarısının davacı tarafa yüklenmesi (bilirkişi incelemesinin tarafların ortak delili olduğundan bahisle) usul ve yasaya uygun değildir. Mahkemece verilen kesin süre içinde yapılacak işlemin açık, net bir şekilde belirlenmesi kesin sürenin işlemin amacına, usul ve yasaya uygun olması gerekir. 27.4.2012 tarihli ara kararı ile davacı zararının tespiti için talimatla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, hukukçu, makine mühendisi ve hesap uzmanı bilirkişiden rapor alınmasına 750 TL bilirkişi ücreti ile 50 TL dosyanın gidiş dönüş masrafı toplamı 800 TL’nin yarı yarıya taraflarca 2 haftalık kesin süre içinde ödenmesine
tarafların belirlenen delil avansını süresi içinde yatırmaması halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verilmiştir. Hasar tesbiti hususunda hukukçu ve hesap uzmanı bilirkişiye ihtiyaç olmadığı gibi bilirkişilere davetiye gideri de hüküm altına alınmamıştır. Bu nedenle de kesin süreye ilişkin ara kararı amacına usul ve yasaya uygun bulunmadığından geçerli bir hukuki sonuç doğurması da beklenemez.
Bu durumda mahkemece, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek araç hasarı konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu marifetiyle inceleme yaptırılarak davaya konu trafik kazası nedeniyle davacı aracında meydana gelen hasar bedeli ile değer kaybı zararının tarafların iddia, savunma itirazları ile tüm dosya kapsamına göre tesbit bilirkişi raporuda irdelenerek belirlenmesi hususunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınması, gerçek zararı ispat yükümlülüğünün davacı tarafta olduğunun gözetilerek bilirkişi incelemesi için gerekli yargılama giderinin (delil avansı) davacı tarafa yükletilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı …’e geri verilmesine 11.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.