Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/6003 E. 2013/7248 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6003
KARAR NO : 2013/7248
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın görevsizliğine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu …’ın aleyhine açılan ve kesinleşen mahkeme ilamı gereğince hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile halen derdest olan ecri misil davası sonucu hükmedilmesi muhtemel alacağın tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla komşusu olan davalı …’a muvazaalı olarak 1.2.2006 tanzim 5.7.2010 vadeli 500.000,00 TL senet verdiğini ve aleyhine İzmir 11.İcra Müdürlüğünün 2012/15554 sayılı dosyası ile icra takibi yaptırarak tüm malvarlığına haciz koydurduğunu belirterek İzmir 11.İcra Müdürlüğünün 2012/15554 sayılı icra takibinin ve bu dosyadan konulan hacizlerin öncelikle muvazaa nedeniyle iptaline, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise terditli olmak üzere İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince İzmir 11.İcra Müdürlüğünün 2012/15554 sayılı icra takibinin ve bu dosyadan konulan haciz işlemlerine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, davanın, davacıya ait tapudaki hisse üzerine konulan haczin kaldırılması istemine ilişkin olduğu, dava dilekçesine eklenen mahkeme ilamı ile dava dilekçesi içeriğine göre davacı ile davalı kardeş arasında görülen muvazaa nedeniyle tapu iptaline ilişkin davada verilen iptal ve tescil kararının 19.11.2012 tarihinde kesinleştiği ve bu tarih itibarıyla 1/2 payın mülkiyetinin davacıya geçtiği, bu tarihten sonra 26.12.2012 tarihinde taşınmazın tamamı üzerine haciz konulmuş ise de haciz tarihi itibarıyla kayden taşınmaz davalı adına kayıtlı olmakla birlikte kesinleşen ilam gereğin-
ce taşınmazın 1/2 sinin mülkiyetinin davacıya ait olduğu ve tamamı üzerine konulan haczin yanlış olduğu,bu işlemin düzeltilmesi için İcra Hukuk Mahkemesine müracaat edilmesi gerektiği, bu nedenle davaya bakmakta mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle HMK’nun 114/1-c ve 115.maddeler gereğince dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine, mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İzmir İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davada öne sürülen maddi olguların hukuki değerlendirmesini yapmak, uygulanacak Yasa maddesini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir (6100 sayılı HMK’nun 33.maddesi). Dava dilekçesindeki ileri sürülüş biçimine göre, dava hukuksal nitelikçe terditli olarak öncelikli BK’nun 18.maddesinin(6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 19.maddesi) özüne ve sözüne uygun muvazaaya; bu istemin kabul edilmemesi halinde İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Kural olarak 3.kişiler olayımızda davacı, muvazaa nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde, tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler.
Çünkü, danışıklı olan bir hukuki işlem ile 3.kişinin zarara uğratılması ona karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak 3.kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı işlem yapılması gerekir.
İİK’nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında ise amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Somut olayda davacı vekili,davalı borçlu …’ın aleyhine açılan ve kesinleşen mahkeme ilamı gereğince hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücreti alacağına ilişkin İzmir 15.İcra Müdürlüğünün 2012/16229 sayılı dosyası ile takip yaptıklarını ve takibin semeresiz kaldığını, ayrıca aynı borçlu hakkında halen derdest olan ecri misil davası sonucu hükmedilmesi muhtemel alacağın tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla davalı …’a muvazaalı
olarak senet verdiğini ve aleyhine İzmir 11.İcra Müdürlüğünün 2012/15554 sayılı dosyası ile icra takibi yaptırarak tüm malvarlığına haciz koydurduğunu belirterek İzmir 11.İcra Müdürlüğünün 2012/15554 sayılı icra takibinin ve bu dosyadan konulan hacizlerin öncelikle muvazaa nedeniyle iptaline, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise terditli olmak üzere İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince İzmir 11.İcra Müdürlüğünün 2012/15554 sayılı icra takibinin ve bu dosyadan konulan haciz işlemlerine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Bu durumda davacının, davalı borçludaki alacağının tahsilini sağlamak amacıyla açtığı davada, davanın esasına girilerek taraf delillerinin toplanması ve mevcut delillere göre mahkemece maddi olguların hukuki değerlendirmesinin yapılması ve uygulanacak Yasa maddesinin bulunarak uygulanması gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.