YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6201
KARAR NO : 2013/7250
KARAR TARİHİ : 20.05.2013
Davacı … ile davalılar … ve … aralarındaki dava hakkında Akhisar 2.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 29.12.2011 ve 2011/229 Esas ve 2011/687 sayılı hüküm Dairemizin 27.12.2012 gün, 2012/2685 Esas ve 2012/14944 sayılı Kararı bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalı …’un müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı diğer davalıya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmiş, hüküm Dairemizin 27.12.2012 gün, 2012/2685 Esas ve 2012/14944 sayılı ilamı ile “davanın İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış olup, tasarrufun iptali istemine ilişkindir.İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında
fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmaz üzerindeki hacizler ve ipotekle birlikte 19.10.2009 tarihinde 16.000.00TL bedelle borçlu davalı … tarafından davalı …’a satılmıştır. Mahkemece yapılan keşif sonucu bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 42.975.92 TL. olduğu bildirilmiştir. Böylece ivazlar arasında bir mislini aşan fahiş farkın olduğu görülmekte ise de üçüncü kişi konumundaki davalı taşınmazın ipotek bedeli olarak 50.000.00TL yatırdığına ilişkin banka dekontu ibraz etmiştir. Bu nedenle ödenen ipotek bedeli dahil edildiğinde ivazlar arasında fahiş farkın varlığından söz edilemez. Dosya kapsamından davalı …’nin kötü niyetli olduğuna ilişkin yeterli kanıtta bulunmamaktadır. Ancak davacı taraf dava dilekçesinde diğer yasal delillerden söz ettiğine göre yemin deliline de dayanmış olmaktadır. Bu durumda davacı tarafa yemin delilinin hatırlatılması ve yemin delilini kullanması halinde davalı üçüncü kişi …’a usulüne uygun yemin teklif edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış” gerekçesiyle hüküm davalı … ile davalı … lehine bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde, davalı borçlu … ile davalı 3.kişi …’ın küçük bir kasaba olan Akselendi Kasabasında oturduklarını, çiftçilik yaptıklarını davalı 3.kişinin dava konusu taşınmazı ipotekle alıp ipotek bedelini ödediğinden borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğunu ve dolayısıyla
Dava konusu tasarrufun davalı 3.kişinin kötüniyetli olması nedeniyle İİK 280.madde gereğince iptale tabi olduğunu bu nedenle Dairemiz bozma ilamındaki “ Dosya kapsamından davalı …’nin kötü niyetli olduğuna ilişkin yeterli kanıtta bulunmamaktadır. “gerekçesinin yerinde olmadığını belirterek bozma ilamının kaldırılarak hükmün onanmasın istemiştir.
Dava konusu taşınmazın hacizle ve ipotekle satın alınmış olması tek başına satışın İİK 280/1 madde gereğince iptalini gerektirmez. Ancak dosya kapsamından her iki davalının da Akselendi kasabasında oturduğu, çiftçilik yaptıkları, davalı 3.kişinin borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu iddia edildiğinden davacının bu iddiası üzerinde durulması davalıların bildirdiği tanıkların dinlenmesi, davalı borçlu ile 3.kişi arasında arkadaşlık, ortaklık, iş ilişkisi….v.s. ilişki olup olmadığı, kasaba şartlarında davalı 3.kişinin borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olup olmadığının değerlendirilmesi, davacı tarafa yemin delilinin hatırlatılması ve yemin delilini kullanması halinde davalı üçüncü kişi …’a usulüne uygun yemin teklif edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru görülmediğinden davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 27.12.2012 gün, 2012/2685 Esas ve 2012/14944 sayılı bozma ilamındaki “Dosya kapsamından davalı …’nin kötü niyetli olduğuna ilişkin yeterli kanıtta bulunmamaktadır.” gerekçesinin çıkarılarak yerine “Dava konusu taşınmazın hacizle ve ipotekle satın alınmış olması tek başına satışın İİK 280/1 madde gereğince iptalini gerektirmez. Ancak dosya kapsamından her iki davalının da Akselendi kasabasında oturduğu ,çiftçilik yaptıkları, davalı 3.kişinin borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu iddia edildiğinden davacının bu iddiası üzerinde durulması, davalıların bildirdiği tanıkların dinlenmesi, davalı borçlu ile 3.kişi arasında arkadaşlık, ortaklık, iş ilişkisi…vb. olup olmadığı, kasaba şartlarında davalı 3.kişinin borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olup olmadığı değerlendirilerek İİK 280/1 madde yönünden de toplanacak delillere göre ve davacı tarafa yemin delilinin hatırlatılması ve yemin delilinin kullanması
halinde davalı üçüncü kişi …’a usulüne uygun yemin teklif edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru olmadığı “gerekçesinin eklenmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 27.12.2012 gün, 2012/2685 Esas ve 2012/14944 sayılı ilamındaki bozma gerekçesinin genişletilerek hükmün BOZULMASINA, tashihi karar peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.