Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/6251 E. 2013/8997 K. 13.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6251
KARAR NO : 2013/8997
KARAR TARİHİ : 13.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketi tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalanan ve davalının işleteni olduğu aracın, ehliyetnamesiz ve alkollü sürücünün kullanımında iken 26.09.2005 tarihinde neden olduğu trafik kazası sonucunda yaralanan üçüncü kişiye tedavi giderleri ve daimi iş göremezlik zararı için toplam 50.000,00 TL tazminat ödendiğini belirterek 50.000,00 TL tazminatın ödeme tarihi 11.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ise, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kabulüne, 50.000,00 TL maddi tazminatın 11.09.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine…” karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan rucuan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı Allianz Sigorta A.Ş vekili, trafik sigorta poliçesine göre kendi sigortalısı …’a husumet yönelterek tazminat isteminde bulunmuştur. Dava dilekçesi ve duruşma günü, … adına tebliğe çıkarılmıştır. Kendisine tebligat yapılan … vekili, gerek yargılama sırasında verdiği cevap dilekçesinde, gerekse
temyiz dilekçesinde; müvekkilinin, sigorta poliçesinde, sigortalı-işleten olarak gösterilen … ile aynı kişi olmadığını, sadece isim ve soyadlarının aynı olduğunu, müvekkilinin sigorta poliçesinin tarafı olmadığını, müvekkiline ait vergi ve kimlik numaralarının, poliçede yazılı sigortalıya ait vergi ve kimlik numaralarından farklı olduğunu, vergi ve nüfus dairesinden araştırıldığında bu durumun anlaşılabileceğini, dava konusu araçla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, husumetin gerçek işletene (sigortalıya) yöneltilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı vekilinin ısrarla yaptığı bu savunması üzerinde durulmamış ve savunma doğrultusunda araştırma yapılmadan davalının sorumluluğuna karar verilmiştir.
Taraf teşkili davanın görülebilme koşullarından olup, re’sen nazara alınması gerekir. Ayrıca taraf teşkili sağlanmadığı sürece işin esasına girme olanağı da yoktur. Bu durumda; mahkemece, davalı vekilinin yukarıda açıklanan savunması doğrultusunda araştırma yapılmalı, sigorta poliçesinde gerçek işletene ait yazılı vergi ve kimlik numaraları ile davalının vergi ve kimlik numaraları karşılaştırılmalı, vergi ve nüfus dairesine yazı yazılarak gerçek işletenin kim olduğu tespit edilmeli, gerçek işletenin, davaya yanıt veren kişi olmadığının belirlenmesi halinde, tespit edilen gerçek işletene, dava dilekçesi ve duruşma günü usulüne uygun olarak tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra davalıdan savunma ve delilleri sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 13.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.