YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6588
KARAR NO : 2013/8065
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketine kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan araç ile davalıların sürücüsü ve işleteni oldukları aracın 29.11.2009 tarihinde çarpışmaları sonucunda sigortalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle müvekkili tarafından sigortalısına tazminat ödendiğini, davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, yapılan ödeme nedeniyle müvekkilinin sigortalısının halefi olduğunu belirterek 6.000,00 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ise, davacı … şirketinin, dava konusu trafik kazası nedeniyle müvekkilinin trafik sigortasından 15.000,00 TL sını tahsil ettiğini, davacının tüm zararının karşılandığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna göre,”… her ne kadar davacı vekili, ödemek zorunda kaldığı 6.000,00 TL hasar bedelini davalılardan rucuan tazminini talep etmişse de; İstanbul Adli Tıp Kurumu raporunda da belirtildiği üzere davalı …’ın meydana gelen kazada % 75 oranında kusurlu olduğu,
davacı … şirketine kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan araçta meydana gelen hasarın toplam bedelinin 19.500,00 TL olduğu ve % 75 olan 14.625,00 TL den davalı tarafın sorumlu olduğunun belirtildiği, davacı vekilinin 18.01.2013 tarihli duruşmadaki beyanında ve dilekçesinde müvekkili şirketçe davalı tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortasından 15.000,00 TL tahsil edildiğini belirttiği anlaşılmakla, davalıların sorumlu olduğu miktarın ZMMS sigortası kapsamında davacıya ödenmesi nedeniyle…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı …vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava TTK.1301.maddesinden kaynaklanan halefiyete dayalı olarak hasar bedelinin zarar verenden tahsili için açılan rücuen tazminat davası olup, sigorta ettirenin kendisine zarar verene açacağı davanın, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Sigorta ettirenin dava hakkı, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Dolayısıyla, öncelikle riziko karşılığının sigortalıya ödenmesi gerekir. Ödeme tarihi aynı zamanda üçüncü şahsa rücu edebilme tarihidir. Böyle bir davada, ödeme belgeleri ile ibranamenin incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekir. Dosyada ise, davacı … şirketinin, sigortalısına ödeme yaparak sigortalısının haklarına halef olduğuna ilişkin ibraname ve ödeme belgeleri bulunmamaktadır. Bu durumda; mahkemece, davacı vekiline, ibraname ve ödeme belgelerini, hasar dosyasının tamamını ibraz etmesi için ispat imkanı verilmeli ve öncelikle ,davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı, TTK. 1301. maddesi gereğince rücu şartlarının oluşup oluşmadığı hususu çözülmeli, sonrasında tüm deliller toplanarak ve değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Mahkemenin kabul biçimine göre de; davalı sürücü …, 30.09.2010 tarihli duruşmada verdiği ve imzaladığı beyanında; “…söz konusu kazanın meydana gelişinde tüm kusur bize aittir…” biçiminde açıklamada bulunmuş ve tüm kusurun kendisine ait olduğunu kabul etmiştir. Bu durumda; mahkemece, davalının bu beyanına rağmen kusur yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve bu bilirkişi raporuna göre davalı tarafın %75 oranında kusurlu olduğu benimsenerek karar verilmiş olması da doğru değildir.
3-Yukarıda,(1) numaralı bentte açıklanan bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1)ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (3) sayılı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 30.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.