Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/6832 E. 2013/13290 K. 03.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6832
KARAR NO : 2013/13290
KARAR TARİHİ : 03.10.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı … Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı aracın yaptığı kaza sonucu yaralanan dava dışı kişinin tedavi giderlerinin 100.000,00.-TL olarak davalı şirkete ödendiğini ancak inceleme sonucu yapılan ödemenin 62.320,00.-TL’lik bölümünün Sağlık Bakanlığı tarifesine uygun olmadığını belirterek fazlaya dair haklarını saklı tutarak 1.000,00.-TL fazla ödemenin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı … Hizmetleri Ltd. Şti. vekili, yaralıya uygulanan tedavinin acil tedavi kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; dava dışı yaralıya uygulanan tedavinin acil tedavi kapsamında olmadığı, ikincil nitelikte tedavi uygulamaları olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, davacıya zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı aracın yapmış olduğu kazada yaralanan dava dışı kişinin davalı özel sağlık kurumunda yapılan tedavisi nedeniyle sağlık bakanlığı tarifesine göre alınan fazla bedelin iadesi istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1. maddesinde sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarar uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’ya göre zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur.
6111 sayılı Yasanın 54. maddesi ile kaldırılan 2918 sayılı KTK’nın 8/I-b-5. bendi “Üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşları, acil olarak kendilerine getirilen trafik kazası geçirmiş kişilere, Sağlık Bakanlığı tarifesini uygulamak suretiyle, vermiş oldukları hizmetlerin bedelinin tamamını yükümlü sigorta şirketlerinden tahsil ederler” hükmünü içermektedir.
Yine 6111 sayılı Yasa’nın 59. maddesi ile değiştirilen KTK’nın 98. maddesinin değişiklikten önceki madde metni “Motorlu araçların sebep oldukları kazalarda yaralanan kimselerin ilk yardım, muayene ve kontrol veya bu yaralanmadan ötürü ayakta, klinikte, hastane ve diğer yerlerdeki tedavi giderleri ile tedavinin gerektirdiği diğer giderleri aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasını yapan sigortacı başvurma tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları kapsamında öder” şeklindedir.
Görüldüğü gibi sigorta şirketi sözkonusu yasal düzenlemeler ve sigorta poliçesinde belirtilen hükümler çerçevesinde motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır.
Somut olayda davacının iddiası yasal ve sigorta poliçesinden kaynaklanan zorunluluklar nedeni ile tedavi giderlerine ilişkin ödemenin yerine getirildiği ancak tedaviyi yapan özel sağlık kuruluşunun tahsil ettiği tutarın trafik kazası nedeniyle acil tedavi uygulanan kişilere 2918 sayılı KTK’nın 8/I-b-5. bendi gereğince Sağlık Bakanlığı tarifesinin uygulanması gerektiği ve sözkonusu tarifeye göre yapılan ödemenin fazla olduğudur.
6100 Sayılı HMK’nin 266. (1086 Sayılı HUMK m. 275) maddesinde, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınması gerektiği hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu tedavilerin niteliği uzman doktor bilirkişi aracılığı ile belirlenmelidir. Somut olayda, mahkemece tedavi giderleri yönünden uzmanlığı bulunmayan avukat bilirkişi ve uzmanlığı bilirkişi raporundan anlaşılmayan doktor bilirkişiden oluşan heyet raporu hükme esas alınarak tedavilerin acil tedavi niteliğinde olmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu bakımdan dava dışı yaralıya davalı sağlık kuruluşu tarafından yapılan tedavilere ilişkin belgelerin toplanması ile öncelikle uygulanan tedavilerin acil tedavi niteliğinde olup olmadığının tespiti, bunun belirlenmesi sonucunda acil ve acil hal dışında devam eden tedavilerin belirlenmesi, acil hal dışındakilerin kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespiti ve acil durumda yapılan tedavilerin Sağlık Bakanlığı tarifesine göre alınması gereken miktardan fazla bir tedavi ücreti tahakkuk ettirilip ettirilmediğinin saptanması gerekmekte olup belirtilen hususlarda Adli Tıp Anabilimdalı bölümü bulunan Üniversitelerden uzman doktor bilirkişilerden oluşan bir kuruldan rapor alınması yerine mahkemece denetime olanak vermeyen değerlendirmeler içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınarak yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Kabule göre de, mahkemece reddedilen maddi tazminat talebi 1.000,00.-TL olup, karar tarihinde AAÜT’nin 12. maddesinin son cümlesinde yer alan “Belirlenen bu ücret Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre tespit edilen ücretten az olamaz” ibaresi Danıştay İdari Dava Daireleri’nin 30.06.2011 tarih ve 2011/321 sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulmuş olup, buna göre reddedilen miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmında belirtilen oranda nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, bu davalı yönünden vekalet ücretinin fazla belirlenmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1 ve 2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı … Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 03.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.