YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7305
KARAR NO : 2013/12635
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı aracın kara yolunda seyir halinde bulunduğu sırada yolun sağındaki kum yığınına çarpması sonucu hasarlandığını belirtip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sigortalıya ödenen 2.013,75 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, yargı yolu itirazı ile zamanaşımı definde bulunup kusurları olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulü ile 2.013,75 TL hasarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Dava, sigorta poliçesine dayalı sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davalı … tarafından yapılan yol inşaat çalışması sırasında, gerekli tedbirleri almayarak kazaya sebebiyet verdiği iddasıyla açılan bu davada hizmet kusuruna dayanılmıştır. Davalı, idare olup verilen bu zarardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildir.
2013/7305
2013/12635
Hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar yönünden açılan davalar ise, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 2’nci maddesi hükmü uyarınca, idare aleyhine idari yargı yerinde tam yargı davası olarak açılması gerekmektedir. Yargı yolu kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece re’sen dikkate alınması zorunludur.
O halde, davanın hizmet kusuru esasına dayanılarak açıldığının anlaşılmasına göre, yargı yolu yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma neden ve biçimine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 23.9.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.