Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/7917 E. 2013/9182 K. 17.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7917
KARAR NO : 2013/9182
KARAR TARİHİ : 17.06.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın tek taraflı trafik kazasında hasarlandığını, davalının ihbara rağmen sigorta tazminatı ödemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL. nın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, rizikonun sigorta teminatı dışında kaldığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, olayın meydana geldiği belirtilen saat, sürücü olduğunu iddia edenin karakola müracaat saati, alkol raporunun alındığı saat göz önüne alındığında rizikodan sonra bir şeylerin gizlenmek istendiğinin açık olduğu, bu gecikme sürelerinin olağan kabul edilecek şekilde olmadığı ve davalı sigortacı aleyhine durum yaratılmak istendiği gerekçesiyle, olayda ispat yükünün davacıda olup, dava ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Kasko Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Uyuşmazlık, olayda sürücü değişikliği yapılıp yapılmadığı, rizikonun belirtilen şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; resmi görevlilerce tutulan 08.1.2012 tarihli tutanağa göre, kaza ihbarı üzerine olay yerine gidildiğinde, sigortalı aracın elektrik direğine çarparak hasarlandığı tespit edilmiş, tutanak içeriğine göre, aracın başında kimsenin bulunmadığı da belirlenmiştir. Kaza sırasında aracı kullandığı iddia edilen … aynı tarih ve saat 13.20’de verdiği karakol ifadesinde, aracı kendisinin kullandığını, direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine kazanın 05.00/05.30 sıralarında meydana geldiğini belirtmiş-
tir. Öte yandan rizikonun davalı … şirketine ihbar edilmesi üzerine, 09.1.2012 tarihinde hasar dosyası açılarak, ekspertiz incelemesi yapıldığı, rapor düzenlendiği görülmektedir. Bilirkişi heyetinin 25.12.2012 tarihli raporunda da aracın tamirinin ekonomik olmadığı ve araçta meydana gelen gerçek zararın 10.000,00 TL. olduğu tespit edilmiştir.
Buna göre, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında, sigortalı araçta bir hasarın oluştuğu sabit olup, rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirildiği, olayda sürücü değişikliği yapıldığı, sürücünün alkollü (veya ehliyetsiz) olduğu, hasarın başka yer ve şekilde gerçekleştiği yönündeki iddianın ispat külfeti davalı sigortacıdadır. Dosya kapsamı itibariyle, davalı sigortacının iddiasını somut delillerle kanıtlayamadığı ve dava konusu hasarın kasko teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, varsayıma dayalı ve soyut içerikli değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 17.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.