YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17034
KARAR NO : 2017/3040
KARAR TARİHİ : 21.03.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının sürücüsü olduğu aracın müvekkilinin kullandığı motorsiklete tam kusurlu olarak çarpması sonucu müvekkilinin sakat kaldığını, halen tedavilerinin devam ettiğini, efor ve işgücü kaybına uğradığını, tedavi giderlerinin bir kısmını müvekkilinin, bir kısmını devletin karşıladığını, elem çektiğini beyanla, belirsiz alacak olarak 10.000 TL manevi, 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, bedel artırım dilekçesiyle talebini geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı bakımından toplam 61.133,52 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin tam kusurlu olmadığını, davacı motorsiklet sürücüsünün ehliyeti olmadığını, ceza dosyasının hukuk mahkemesini bağlamayacağını, ceza dosyasında bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağı arasında çelişki olduğunu, yeni rapor aldırılması gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın, maddi tazminat talebi açısından kabulüne, 61.133,52 TL tazminatın kazanın gerçekleştiği 04.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davanın, manevi tazminat talebi açısından kısmen kabulüne, 5.000,00 TL tazminatın kazanın gerçekleştiği 04.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle işgöremezlik tazminatı, tedavi gideri ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
818 sayılı BK.’nun (6098 sayılı TBK’nun 74. maddesi) “ceza hukuku ile medeni hukuk arasında münasebet” başlıklı 53. maddesi: “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretine haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” hükmünü içermektedir.
Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir.
Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K).
Davaya konu kaza tespit tutanağına göre davalı sürücü doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma asli kuralını ihlal etmiş, davacı sürücü ise diğer kusurlardan olan aracın hızını gerekli şartlara uydurmama kuralını ihlal etmiştir. Trafik kazası ile ilgili ceza dosyasında keşif sonucu aldırılan bilirkişi raporunda davalı sürücü doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapmaktan tam kusurlu, davacı motorsiklet sürücüsü, davalı sürücü banket kenarında park halindeyken birden 5 metre genişliğindeki yoldan U dönüşü yapmak isteyince mesafenin de yakın olmasından dolayı herhangi bir manevra yapamayarak davalı aracın sol arka tamponuna çarpsa da kusursuz bulunmuş, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, hüküm itiraz edilmeden 26/04/2012 tarihinde kesinleşmiştir. İki taraflı kazada davalı tarafça kusur durumuna itiraz edildiği halde mahkemece kusur raporu alınmamış, ceza dosyasındaki kusur durumuna itibar edilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece, İTÜ’den veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti Müdürlüğü’nden seçilecek uzman bilirkişi kurulundan alınacak bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağı, ceza dosyası ve tüm dosya kapsamına göre tarafların olaydaki kusur durumları hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. (818 sayılı BK 44.) maddesine göre zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın
doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
Somut olayda davaya konu kaza tespit tutanağından davacı motorsiklet sürücüsünün kask takıp takmadığı belli olmayıp, sürücü belgesinin olmadığı ve mahkemece hükme esas alınan … raporundan maluliyetinin kalça kırığından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça cevap dilekçesinde davacının ehliyeti, temyiz dilekçesinde de kaskı olmadığından kusur indirimi yapılması talep edilmiş, mahkemece bu husus tartışılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. (818 sayılı BK 44.) maddesi gereğince sürücü davacının kask durumu ve sürücü belgesi olmamasından dolayı müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve tazminattan indirim yapılıp yapılmaması hususları tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususun değerlendirilmemiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 21/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.