Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2014/20724 E. 2014/17674 K. 04.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20724
KARAR NO : 2014/17674
KARAR TARİHİ : 04.12.2014

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalı adına kayıtlı ve sigortalı aracın, (iş makinesinin) dava dışı ehliyetsiz sürücü yönetiminde iken meydana gelen kazada 3.kişiye ait park halindeki araca çarparak hasarladığını, 2.842,00 TL. hasar bedelinin zarar gören 3.kişiye ödendiğini, sürücünün ehliyetinin olmaması sebebiyle hasarın teminat dışında kaldığını belirterek şimdilik 2.800,00 TL.’nin ödeme tarihinden işleyecek ticari faiziyle davalıdan talep etmiştir.
Davalı … A.Ş. vekili, kazaya karışan iş makinesinin noterde düzenlenen 27.07.2010 tarihli finansal kiralama sözleşmesi ile dava dışı …’ye 37 aylığına kiralandığını ve teslim edildiğini, müvekkilinin trafik kaydı dışında araçla ilgisinin kalmadığını, işleten sıfatının bulunmadığını, davacı ile aralarında sigorta ilişkisinin bulunmadığını, söz konusu poliçesinin müvekkili tarafından yaptırılmadığını ve prim ödenmediğini, dava dışı kiracı tarafından yapılmış olabileceğini, trafik kaydına dayanılarak poliçeye sigortalı olarak müvekkilinin yazıldığını, poliçeyle ilgili tüm kayıt ve dökümlerin celbi ve davacı ile acentesinden sorularak poliçenin muhatabının (sigorta ettirenin) öğrenilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 2.800,00 TL.’nin 04.02.2011 ödeme tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 143,36 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 04.12.2014 gününde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Somut uyuşmazlıkta davacının ZMSS sigortacısı, davalının da sigorta ettireni olduğu aracın dava dışı ehliyetsiz sürücü yönetiminde iken sebebiyet verdiği kazada karşı araç malikine ödenen 2.842,00 TL’nın ZMSS genel şartlarının 4.maddesi gereğince davalı sigortalıdan rücuen tahsili istemi ile dava açılmış,
Davalı vekili aracın 37 ay süreli noterden düzenlenen kira sözleşmesi ile 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu hükümlerine göre kiralandığını, olay tarihi itibariyle işleten sıfatının bulunmadığını, sigorta poliçesinin akidi olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuş,
Yargılama sonucunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş,
Kararın davalı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yerel mahkeme kararı onanmıştır.
Sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılamıyorum.
Uyuşmazlık taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK.1263 maddesine göre, sigorta sözleşmesi hiçbir şekle tabi tutulmamış ise de, sözleşme yapmaya ehil kişilerin karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla sigorta
sözleşmesinin kurulacağı kuşkusuzdur. Sözleşmenin yazılı bir belgeye bağlanması ancak ispat açısından önem taşır ve 6100 sayılı HMK.200 (mülga 1086 sayılı HUMK.288) maddesinde düzenlenmiş şekilde ispatı gerekir. Sigortacının TTK.1265 ve 1267 maddeleri uyarınca imzalı bir sigorta poliçesini belli bir süre içerisinde sigortalıya vermesi zorunludur. TTK.1265, 1267 ve 1295/1 maddeleri birlikte incelendiğinde sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürülerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almakla yükümlü olduğu görülecektir. (Y.11 H.D. 1.3.2010 gün 2008/11420E.,2010/22995K., 14.2.2011 gün 2010/2367E., 2011/1489K. sayılı kararları)
5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 11/3 maddesinde “sigorta şirketleri ve sigorta acenteleri tarafından gerek sözleşmenin kurulması, gerekse sözleşmenin devamı sırasında sigorta ettiren, lehtar ve sigortalıya yapılacak bilgilendirmeye ilişkin hususların yönetmelikte düzenleneceği” öngörülmüş,
Anılan yasa hükmüne dayanılarak Hazine Müsteşarlığınca çıkarılan ve 28.10.2007 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 5.maddesinde “Sigortacının bilgilendirme yükümlülüğünün sigortacı tarafından sigorta ettirene ve sigorta sözleşmesine taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceği, bilgilendirmenin yazılı yapılmasının esas olduğu, sigortacının asgari bilgilendirmenin yapıldığını ispatla yükümlü bulunduğu, bilgilendirme yükümlülüğünün sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce başlacağı ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde de devam edeceği, sigortacının dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davranmak, sigorta ettireni yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınmak zorunda bulunduğu”,
Yönetmeliğin 7.maddesinde “bilgilendirme yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş, bilgilendirme formu gereği gibi teslim edilmemiş veya bilgiler gerçeğe aykırı düzenlenmiş ise bu hallerden her hangi birinin sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise sigorta ettirenin sigorta sözleşmesini feshedebileceği ve uğradığı zararının tazminini de talep edebileceği”,
Yönetmeliğin 8.maddesinde “bilgilendirme formu içeriğinden akdedilecek sözleşmeye ilişkin genel uyarılar, sözleşme ile verilen teminatlar, sözleşmeye eklenebilecek özel hükümler…vs. bulunacağı”
Yönetmeliğin 9.maddesinde “bilgilendirme formunun en az iki nüsha düzenlenerek sigortacı tarafından kaşelenip imzalandıktan sonra bir nüshasının sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye imza karşılığı verileceği, imzanın sigorta ettirenin sigorta sözleşmesi ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu hususunda aksi ispat edilebilir karine teşkil edeceği” öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde;
Davacı, ZMSS poliçesinin davalı tarafından düzenlendiğini iddia etmekte,
Davalı ise, uzun süreli kira sözleşmesi nedeni ile işleten olmadıklarını, poliçenin akidi bulunmadıklarını savunmaktadır.
TTK.1263 maddesi gereğince sigorta akitlerinin şekle tabi akitlerden olmaması, poliçenin sadece tarafların hak ve yükümlülüklerini gösteren bir ispat aracı olması karşısında özel şartın kasko poliçesi kapsamında bulunduğuna ilişkin savunmanın davalı tarafça 6100 sayılı HMK.200 (mülga 1086 sayılı HUMK.288)vd. maddesi uyarınca kesin delillerle ispatlanması gerekir.
Dosyaya mübrez tüm poliçe ve nüshaları davacı … şirketince ibraz edilmiş olup, davalının savunmasında belirttiği gibi hiçbir poliçede davalı sigortalının imzası bulunmamaktadır.
ZMSS poliçesinin, Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği konusunda sigortalının imzalarını içeren bilgilendiren formlarıda ibraz edilmiş değildir.
Bu durumda ispat külfeti kendisine düşen davacı … şirketine ZMSS poliçesinin davalı tarafca düzenlendiğine ilişkin savunmasını ispat zınmında, davalının imzasını içeren poliçe aslını veya poliçenin yönetmelik hükümlerine uygun düzenlendiğine ilişkin davacının imzasını içeren bilgilendirme formunu ibraz etmesi,
Davalının poliçe akidi olduğuna ilişkin tüm kesin delillerini sunması,
Gerekirse davacı … şirketi ile poliçeyi düzenleyen acentenin tüm ticari defter ve kayıtlarında poliçenin davalı tarafından düzenlenip düzenlenmediği konusunuda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
Davacının delil listesinde “her türlü yasal delil”e dayanması nedeniyle davacıya yemin teklifi hakkının hatırlatılması, hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.