Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2016/2737 E. 2019/2548 K. 06.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2737
KARAR NO : 2019/2548
KARAR TARİHİ : 06.03.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 05.03.2019 Salı günü davacı vekili Av. … geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili; davalılardan … ile arsa sahipleri … ve … arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davalılardan … ile akdedilen 12.10.2009 tarihli harici sözleşme uyarınca kendisine verilecek olan sığınak üstü birinci bodrum kattaki dairenin yükleniciye ait dairelerden olduğunu, harici satış sözleşmesi gereği sözleşmenin akidi olan …’ten satış bedeline ilişkin kesinleşmiş alacağı bulunduğunu, sözleşmeye konu dairenin yükleniciye intikal etmeksizin arsa sahibi olan şahıslarca dava dışı üçüncü kişiye satıldığını, dolayısıyla takip borçlusu …’in mal varlığına dahil edilmeksizin satışının üçüncü kişiye yapıldığını, bu şekilde müvekkilinin zarara uğratıldığını belirterek davalıların nakden tazminle sorumlu tutulmalarını talep etmiştir.
Davalı … ve … vekili davanın reddini talep etmiş, davalı … ve davalı …’e dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; alacağın dayanağı olan … 4. Tüketici Mahkemesi’nin 2010/1087 E- 2013/588 K sayılı ilamının 24.06.2014 tarihinde kesinleştiği, 12.10.2009 tarihli harici satış sözleşmesine göre davacının kendisine satışı vadedilen bağımsız bölümün 18.12.2009 tarihinde dava dışı …’e tapuda satış ile devredildiği, tüketici mahkemesinin kararının kesinleşme tarihi dikkate alındığında davacının alacağının henüz 3. kişiye devir tarihi olan 18.12.2009 de doğmuş olmadığı gerekçesi ile dava ön şartı gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava İİK’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Somut olayda dava konusu gayrımenkul davalı borçlu tarafından, tapuda arsa malikleri adına kayıtlıyken, davalı … ve …’e vekaleten … tarafından dava dışı …’e devredildiği görülmektedir. 3.kişi ile borçlu arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan Mahkemece öncelikle dava dilekçesi ve duruşma gününün dava dışı borçlu… İçiten’e tebliği ile bu şekilde taraf teşkilinin tamamlanması ve … İçiten ile davaya devam edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm isabetli görülmemiştir.
Kabule göre de mahkemece alacağın doğum tarihi olarak … 4. Tüketici Mahkemesi’nin verdiği kararın kesinleşme tarihi olan 24.06.2014 tarihinin dikkate alınması, davalı borçlu ile dava dışı 3. şahıs …’e satış tarihi olan 18.12.2009 da gayrımenkulün devredildiği tarihte davacı alacaklının alacağının henüz doğmadığı belirtilmişse de davacı alacaklı ile davalı … arasında imzalanan ve tüketici mahkemesine konu edilen satım sözleşmesinin tarihinin 12.10.2009 olduğu dikkate alınmaksızın karar verilmesi ve bu tarihin borcun doğumu olarak kabul edilmediğinin nedenleri gerekçede belirtilmemesi de doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre de davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2.037,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 06/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.