YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/406
KARAR NO : 2016/1650
KARAR TARİHİ : 15.02.2016
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
DAVALILAR : 1-…
2-…
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerle verilen görevsizlik kararının süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, davalıların maliki olduğu, müvekkiline işyeri sigorta poliçesi ile sigortalı işyerinden yangın çıktığını ve sigortalı kiracıya ait malların zarar gördüğünü, yangının çıkış nedeninin elektrik tesisatının niteliksiz ve bakımsız olması olarak tespit edildiğini, zarardan bina maliki olan davalıların sorumlu olduğunu, sigortalıya ödenen 176.168,90 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın halefiyet hakkından kaynaklandığını, haksız fiile dayalı davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın görev yönünden usulden reddine, karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında “Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dâva, sigorta poliçesinden doğan bir dâva değildir. Bu nedenle, halefiyet dâvası bir ticarî dâva sayılamaz. Bu dâva, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dâva gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dâva açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu dâvası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır.
Öte yandan, TTK’nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir.
…
6100 Sayılı HMK’nun “Sulh hukuk mahkemelerinin görevi” başlığı altındaki 4.maddesinde de “(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı… Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler.” hükmüne yer verilmiştir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, re’sen dikkate alınmalıdır.
Somut olayda, davacı … şirketinin, sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu açıktır.
O halde mahkemece, uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği dikkate alınarak, bu yönde görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 15/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.