Yargıtay Kararı 18. Ceza Dairesi 2016/12169 E. 2018/14050 K. 31.10.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/12169
KARAR NO : 2018/14050
KARAR TARİHİ : 31.10.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Fuhuş
HÜKÜM : Mahkumiyet

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Hükmün gerekçesinin ilk paragrafında, sanık hakkında 21/10/2013 tarihinde meydana gelen ve dosyaya konu suç yerinden başka bir iş yerinde meydana gelen fuhuş olayı ile ilgili açılan davadan bahsedildikten ve söz konusu dosyada yer alan başka bir mağdurun beyanının bu dosyanın mağduru olan …. beyanıymış gibi yazıldıktan sonra ikinci paragrafında temyize konu dosyadaki 14/04/2013 tarihinde meydana gelen fuhuş olayı ile ilgili anlatımda bulunularak çelişkiye yol açılması,
2-Somut olayda kolluk görevlilerinin kendi yaptığı çalışmalar üzerine, her ne kadar fezleke üst yazısında nöbetçi Cumhuriyet Savcısının kolluk görevlilerinin müşteri kılığında işyerine gitme talimatı alındığı yazılmış ise de 14/04/2013 tarihli görüşme tutanağı kapsamından nöbetçi Cumhuriyet savcısının yalnızca ifadelerin alınması ve idari işlem yapılması talimatı verdiğinin anlaşılması karşısında, kolluk görevlilerinin Cumhuriyet Savcısının CMK’nın 160 vd. maddelerine göre yaptığı yazılı veya sözlü bir görevlendirme bulunmaksızın kimliği gizlenen adli kolluk görevlileri gibi hareket ettiği bu nedenle delil olarak kabul edilemeyeceği, bunun dışında mağdurun kolluk ifadesinde olay günü müşteri sandığı kolluk görevlisine cinsel ilişki teklif ettiğini ancak iş yeri sahibinin kim olduğunu bilmediğini söylemesi ve sanığa yönelik bir iddiasının olmaması da göz önüne alındığında, atılı suçun ne şekilde oluştuğu CMK’nın 230/1-b gereğince açıklanmadan yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
3- Kabule göre de, adli sicil kaydına göre mükerrir olan sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 31/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.