YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/548
KARAR NO : 2018/13751
KARAR TARİHİ : 25.10.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yaralama, tehdit, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A- Sanığa yükletilen yaralama eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
TCK’nın 53/1-b maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile iptal edilmesinin, infaz evresinde resen gözetilebileceği,
Anlaşıldığından, sanık … ’ın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B- Sanık hakkında tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlerin temyizine gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın soruşturma beyanında, katılanın abisi olan … ve ismini bilmediği bir şahıs tarafından darp edildiğini, katılanın evine gitmediğini, katılana yönelik herhangi bir eylemi olmadığını belirtmesine karşın, kovuşturma evresinde 28/05/2013 tarihli ifadesinde, katılanın kardeşleri olan … ve … ile kavga ettiğini, kendisine iftira atıldığını, katılanın evine girmediğini, katılanı yaralamadığını ve tehdit etmediğini söylediği, 27/11/2013 tarihli beyanında ise, katılan ile evde değil yolda karşılaştığını, yanında abisinin de olduğunu ve ikisinin de kendisine saldırdığını ifade etmesi karşısında; katılanın soruşturma evresindeki anlatımında, sanığın eve girerek kendisini yaraladığını ve tehdit ettiğini ancak eve nasıl girdiğini bilmediğini belirtmesine karşın, 20/05/2013 tarihli beyanında, sanığın öncelikle bıçakla pimapeni açıp perdeyi çektiğini, camın önünde kendisini tehdit ettiğini, eve kapıyı kimlikle açarak zorla girdiğini söylediği, 11/11/2013 ve 17/01/2014 tarihli anlatımlarında ise sanığın eve girmeye çalıştığını, kapıyı zorladığını, dairenin önünde yaralama ve tehdit eylemlerinin gerçekleştiğini söylediği anlaşılmakla, 19/12/2012 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağında olayın meydana geldiği dairenin zemin katta bulunduğu ve evin giriş kapısında herhangi bir zorlama izinin olmadığı, evin içerisinin dağınık olmadığının ifade edilmesi karşısında, tarafların beyanlarının dosya içeriğiyle uygun düşmediği, ayrıca katılanın kardeşi olan tanık …’ninde beyanlarının çelişki içerdiği gözetilerek sanığın cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak, kesin bir delilin bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçları yönünden mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Kabule göre de;
Hükmün gerekçe kısmında, sanığın konut dokunulmazlığının ihlali eylemini gece vakti gerçekleştirdiğinin belirtilmesine karşın, hüküm fıkrasında bu eylemin gece vaktinin yanı sıra cebirle meydana geldiğinin ifade edilmesi suretiyle çelişkiye yol açılması,
3- TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun, uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.