YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3598
KARAR NO : 2019/7959
KARAR TARİHİ : 30.04.2019
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Mahkum olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, hak yoksunluklarına hükmedilmemiş ise de, mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK’nın 53. maddesinin 1 ilâ 3. fıkralarında öngörüldüğü biçimde infaz evresinde re’sen uygulanması mümkün görüldüğünden bozmayı gerektirmediği,
Anlaşıldığından, sanık … müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 30/04/2019 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık … hakkında açılan kamu davası neticesinde sanığın kamu görevlisine hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararı Dairemizce onanmıştır.
Ancak, sanığın Afyonkarahisar Barosuna bağlı Avukat olarak çalıştığı, Afyonkarahisar 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/24 Esasına kayden görülen davada gayrimenkulün satışına karar verildiği, 16/08/2013 günü satış memurunca satış ihalesi yapıldığı, bu ihalenin yapıldığı sırada 6-7 kişiden oluşan davalı tarafa ilişkin bir grubun gelerek ihalenin yapılmasına engel oldukları, sanığın şikayetçi olduğu ancak gelen polis memurları tarafından bu 6-7 kişilik grubun serbest bırakıldığı, sanık tarafından neden serbest bırakıldıkları görevli polis memurlarına sorulunca Cumhuriyet Savcısı ve Emniyet Başmüdürünün talimatı üzerine serbest bırakıldığının beyan edildiği, ihalenin ikinci satış gününün 10/09/2013 tarihi olarak belirlendiği, 10/09/2013 tarihinde yapılacak olan ihale için sanığın emniyetten tedbir alınmasını istediği, 2 polis memurunun görevlendirildiğini ancak 10/09/2013 günü yapılan ihale sırasında bu sefer 15 kişilik grubun gelerek ihalenin yapılmasına engel oldukları gibi sanığımız olan Avukatı da darp ettikleri ve kafasının 4 yerinin yarılarak sanığın yaralandığı, bunun üzerine sanığın 17/09/2013 tarihli dilekçesinde Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürü ve Cumhuriyet Savcısından da şikayetçi olduğu ve bu şikayet dilekçesinde “16/08/2013 tarihinde Afyonkarahisar Emniyet Müdürlüğü ve Afyonkarahisar Cumhuriyet Savcılığı’nca saldırganlar hakkında işlem yapılmaması ihmal ve görevi savsaklama ile açıklanabilecek bir durum değildir. Bu durum şeref, namus, haysiyetten yoksun, ahlaksız, alçak, kamu görevlilerince bilerek ve isteyerek devletin mahkemesini görev yapamayacak şekilde zaafa uğratan kasıtlı davranış örneğidir” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Öncelikli olarak kabul edilmelidir ki devlet memuru olan veya devlet adına görev yapan kişilerin yapmış oldukları görevleri kanunlar çerçevesinde ve görevlerinin sınırları içinde kalacak davranışlar sergileyerek öncelikli olarak kamu düzeninin sağlanmasını hedeflemeleri gerekmektedir. Bir mahkeme ilamının yerine getirilmesi sırasında devletin kurumları tarafından yapılan satış ihalesine iddia edildiği şekilde ihalenin engellenmesi Türk Ceza Kanununda suç olarak tanımlanmıştır. Yine incelenen dosya kapsamında ilk satış ihalesinden sonra Cumhuriyet Savcılığı’na yapılan şikayete rağmen ikinci ihale gününe kadar herhangibir işlem yapılmamıştır. İlk satış günü yaşanan olumsuzluklar üzerine ikinci ihale gününde gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmış olmasının istenmesine rağmen yine görevlendirilen iki polisin yanında sanık ihale sırasında saldırıya uğramış ve yaralanmıştır. Devlet kurumları burada da ihalenin yapılması ve ihaleye girecek kişilerin can ve mal güvenliğini korumak için gerekli tedbirleri almak zorundadır. Kaldı ki sanık yaralanması üzerine bu dilekçeyi vermiştir. Kanunkoyucu haksız tahriki TCK 29. madde de düzenlemiş olmasına rağmen hakaret suçlarında özel bir düzenleme yapmış ve TCK 129. maddesini özel olarak düzenlemiştir ve TCK 129/2. maddesinde de kasten yaralama suçuna tepki olarak hakaret suçunun işlenmesi halinde ceza verilmeyeceğini öngörmüştür. Olayımızda her ne kadar sanık bizzat müştekiler tarafından yaralanmamış ise de müştekilerin kamu görevlerini yerine getirirken göstermiş oldukları özensizlik ve görevlerini savsaklamasından kaynaklandığı düşüncesiyle kendisine karşı bu eylemlerin gerçekleştirildiği düşüncesiyle şikayet dilekçesinde belirtilen sözleri söylemesi karşısında TCK 129/1 maddesinde düzenlenen haksız fiile tepki olarak hakaret fiilinin işlenmesi halinde haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatindeyim. Ayrıca TCK 125/3-a maddesinde hakaret fiilinin cezasının alt sınırı her ne kadar 1 yıldan aşağı olamayacağı düzenlenmiş ise de yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre 125/1 maddesinde hakaret fiilinde seçimlik ceza öngörmüş olması sebebiyle TCK 125/3-a maddesinde de seçimlik cezanın uygulanması gerektiği daha önce sabıka kaydı olmayan ve suçun işleniş özelliklerine göre de sanık hakkında temel ceza belirlenirken neden hapis cezası seçildiğinin kararı yerinde belirtilmemesi ve sanık hakkında Adli Para Cezasının seçilmesinin hak ve mesafet kurallarına uygun olacağı düşüncesiyle Daire çoğunluğumuzca verilen onama kararına katılmıyorum ve yukarıda belirttiğim sebeplerden dolayı kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle verilen karara muhalefet ediyorum.