YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/3658
KARAR NO : 2019/1284
KARAR TARİHİ : 15.01.2019
KARAR
Görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 265/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2017 tarihli ve 2016/176 esas, 2017/281 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ortadan kaldırılmasına dair Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/12/2017 tarihli ve 2017/576 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15/05/2018 gün ve 40518 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesince sanık hakkında daha önce işlediği başka bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden bahisle, yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğine dair hüküm kurulmuş ise de;
28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 72. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesine “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” biçiminde bir fıkra eklenmiş ise de, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun maddi ceza hukukuna ilişkin sonuçlar doğuran karma bir yapıya sahip olduğu, kanun değişikliği öncesi dikkate alınarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi uyarınca lehe değerlendirme yapılması gerektiği, sanık hakkındaki yargılama konusu suç tarihinin 15/07/2011 olduğu, sanığın suç tarihindeki adli sicil kaydının hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel teşkil etmediği, sonradan yapılan yasal değişikliğin sanık aleyhine yorumlanamayacağı nazara alındığında, itirazın bu yönde reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
– Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
– Suçun CMK’nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
– Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
– Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının bulunmaması,
Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/02/2010 tarih ve 4/253-28 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesi, objektif koşulların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, sanığın kabulü, zararın giderilmesi) varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re’sen değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanmalıdır.
Ayrıca, 5271 sayılı CMK’nın “hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlığını taşıyan 231. maddesinin 8. fıkrasında; ” Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. (Ek cümle: 18/06/2014-6545 S.K./72. md) Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. …” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemeye göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık, 5 yıl süreyle denetime tabi tutulacak ve bu süre içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi halinde yapılacak yargılamada mahkumiyetine karar verildiği takdirde bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyecektir.
İnceleme konusu somut olayda; sanığın adli sicil kaydında gözüken hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın itiraz mercii tarafından kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
Yargılamaya konu olayda suç tarihinin 15/07/2011 olduğu, suç tarihine göre yapılan değerlendirmede 6545 sayılı Kanunun 72. maddesi ile yapılan değişikliğin yürürlük tarihinin 28/06/2014 olduğu, bu suretle suç tarihinden sonra meydana gelen bu değişikliğin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi uyarınca sanık aleyhine sonuç doğuramayacağı, dolayısıyla CMK’nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel bir durumun bulunmadığı anlaşıldığından, itiraz mercii tarafından itirazın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/12/2017 tarihli ve 2017/576 değişik iş sayılı kararının, CMK’nın 309/3. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- CMK’nın 309/4-a maddesi gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 15/01/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.