YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1959
KARAR NO : 2010/16035
KARAR TARİHİ : 13.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde Kamulaştırma Kanununun 17 ve 38. maddelerine dayalı olarak tescil istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava dilekçesinde kamulaştırılan taşınmazın Kamulaştırma Kanunu’nun 17 ve 38.maddeleri uyarınca idare adına tescili istenilmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kamulaştırma Kanunu’nun 17.maddesi uyarınca tescile karar verilebilmesi için, kamulaştırma belgelerinin hak sahiplerine tebliğ edilmesi, takdir edilen bedelin ve bu bedelin artırılması istemiyle dava açılmış olması halinde artırılmasına hükmedilen bedelin ve fer’ilerinin hak sahiplerine ödenmiş olması gerekmektedir.
Dosyada toplanan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davaya konu taşınmazın 1973 yılında kamulaştırıldığı, kıymet takdirinin yapıldığı ve bedelin “ikinci bir iş’arımızdan sonra ödenmek kaydıyla” şerhi düşülerek davacı tarafından hak sahipleri adına bankaya yatırıldığı anlaşılmakta ise de, kamulaştırma belgelerinin hak sahiplerine tebliğ edilip edilmediği, bankaya yatırılan bedelin ödenmemesi için konulan kaydın kaldırılıp kaldırılmadığı ve ödenip ödenmediği, bedel hususunda açılmış bir dava olup olmadığı konularında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır.
Öte yandan, idarelerin tapu iptal ve tescil davalarına dayanak yaptığı; Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi Anayasa Mahkemesinin 04.11.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararı ile iptal olmuştur.
30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Geçici 6. madde ile; kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması hallerinde, hak sahiplerine idare ile uzlaşma ve uzlaşılmaması halinde dava açma hakkı tanınmıştır.
Bu yönler dikkate alınmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.