Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2009/1038 E. 2009/1464 K. 23.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1038
KARAR NO : 2009/1464
KARAR TARİHİ : 23.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Davalıların temyizi yönünden;
5766 Sayılı Yasanın 11. maddesinin (d) bendine göre Yargıtay’a yapılacak temyiz başvurularında 60,00 TL maktu temyiz harcı alınacağından bu harcın davalı tarafça yatırılmadığı görülerek dosyanın mahkemesine geri çevrilmesi üzerine mahkemece davalı tarafa 19.12.2008 günü bu konuda meşruhatlı davetiye çıkartılmasına karşın davalı tarafın HUMK.nun 434. maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca süresi içerisinde temyiz harcını yatırmadığından mahkeme kararını temyiz etmemiş sayılmasına ve temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2-Davacı temyizi yönünden;
A-Bilirkişi raporunda emsal incelemesi ve dava konusu taşınmazla karşılaştırma yapılmaksızın genel nitelikteki değerlendirmelerle yetinilmiş olmakla bu rapora itibar edilemez.
Şöyle ki;
Kamulaştırma Yasasının kıymet takdiri esaslarını gösteren 11. maddesinin birinci fıkrasının özellikle arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tesbiti ve bedelin tesbitinde etkisi olan diğer unsurlarda dikkate alınarak her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekmektedir.
Emsalin kamulaştırılan taşınmazla aynı konumda olması, taşınmaza yakın mesafede bulunması, aynı nitelik ve özellikleri taşıması, benzer yüzölçümünde olması veya kamulaştırmaya yakın günlerde satılmış olması zorunlu değildir. Aynı özellik ve nitelikleri taşıyan başka yerlerde bulunan ve kamulaştırma gününden önce satılmış olan taşınmazlarda emsal alınabilir. Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı yasayla değişik hükümlerine göre değerlendirmenin bedel tespiti ve tescil istemiyle idarenin mahkemeye başvurduğu tarih, değerlendirme tarihi olacağından bu tarihten sonraki satışlar emsal alınamazlar. Tarafların gösterdikleri ve resen getirtilen emsal satışlar arasından nitelik ve konum itibariyle dava konusu taşınmaza en yakın özellik taşıyanı somut emsal seçilmelidir.
Bu emsalin satış fiatına Türkiye İstatistik Kurumu toptan eşya fiatları endeksi uygulanmak suretiyle değerlendirme tarihinde oluşan fiatları bulunduktan sonra dava konusu taşınmazla karşılaştırılıp incelenerek aradaki farklılıklar belirtilip üstün ve eksik yönleri açıklanmalı, bu nitelik ve farklılıkların taşınmazın değerine olan etkilerinin ne olduğu belirtilmeli ve bu suretle yapılacak karşılaştırma ile dava konusu taşınmazın değeri belirlenmelidir.
Yasanın 11. maddesinin (d) bendinde vergi beyanı, kıymet taktirinde gözönünde tutulması gereken esaslar arasında sayılmıştır. Bu tür nesnel öğeler sayesinde bilirkişilerin öznel değerlendirmelerini denetleme olanağı elde edilmiş olur. Vergi beyanları ve resmi makamlarca yapılan kıymet takdirleri genellikle taşınmazın gerçek değerini tam olarak yansıtmamakta, gerçek değerinden daha düşük değerler belirlenmektedir. Ancak bu husus dava konusu taşınmaz için olduğu kadar emsal içinde geçerlidir ve emsal karşılaştırması yapılırken dikkate alınması yasa gereğidir. Bu nedenle dava konusu taşınmaz ve emsal alınan taşınmazın –değerlendirme tarihi itibariyle- bulundukları cadde veya sokak için belediyelerce emlak vergisine esas olmak üzere belirlenen m2 fiatları, ilgili belediyeden getirtilerek bu değerlere göre verilen m2 fiatının mukayese edilmesi gerekir.
Emsalin ve dava konusu taşınmazın emlak vergisine esas değerlerinin birbirine oranı ile bilirkişi raporlarında emsal karşılaştırması sonucu değerlendirmeye esas alınan oran birbirinden fahiş ölçüde farklı ise, mahkemece bu farklılık ve çelişkinin de bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak mutlaka giderilmesi gerekir.
Mahkemece, tarafların vereceği ya da resen belirlenecek emsal kayıtlar Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtildikten ve bunların imar parseli olup olmadığı da sorulup saptandıktan sonra, incelenen emsal, imar parseli olup da dava konusu taşınmazın bu nitelikte olmaması halinde, dava konusu taşınmazın yapılacak karşılaştırmadan sonra bulunacak değerinden, İmar Yasasının 18. maddesinin ikinci fıkrası gözetilerek, düzenleme ortaklık payını karşılayacak oranda indirim yapılması gerektiği de dikkate alınmalıdır.
Bilirkişi kurulundan, yukarıda açıklanan esaslara uygun incelemeyi ve sonucu içeren ek rapor alınmadan yeterli olmayan rapor esas alınarak karar verilmiş olması,
B-Tespit edilen 131.363,91 YTL kamulaştırma bedelinin davalılara ödenmesine karar verilmesi gerekirken infazda tereddüte yol açacak şekilde “131.363,91 YTL.nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte bankaya bloke edildiğinden davalılara ödenmesi” şeklinde hüküm kurulması,
C-Kendisini vekil ile temsil ettirmiş olan davacı idare yararına maktu tarife üzerinden avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 23.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.