YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11934
KARAR NO : 2010/1470
KARAR TARİHİ : 08.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde vakfın dağılması ve sicilden silinmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dilekçesinde, vakfın dağıldığının (sona erdiğinin) tespitini ve sicilden silinmesini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, vakfın sonlandırılarak sicilden silinmesine karar verilmiştir.
1-4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 101.maddesinde, vakfın gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu belirtilmiş, 116.maddesinde de amacın gerçekleşmesi olanaksız hale geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde vakfın kendiliğinden sona ereceği ve mahkeme kararıyla sicilden silineceği hükme bağlanmıştır. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamalarında, vakfın gerçekleştireceği amacının kalmaması ve mal varlığının amacın gerçekleşmesini olanaksız kılacak şekilde azalmış olması, vakfın dağılmış sayılması için yeterli neden olarak kabul edilmekte ise de, bu yetersizliğin araştırılıp belgeleriyle kanıtlanmış olması aranmaktadır.
Yukarıdaki esaslar gözönünde tutularak Yargıtay’ın denetimini de olanak sağlayacak şekilde vakfa ait faaliyet raporları, bilançolar ve ilgili diğer belgeler getirtilip gerektiğinde uzman bir bilirkişiye incelettirilerek rapor alınıp, vakfın senedinde belirlenen amaçları da gözetilerek tüm mal ve hakları ile acz içinde olup olmadığı ve amacının değiştirilmesine de olanak bulunup bulunmadığı araştırılıp vakfın acz içinde olduğu belirlendiğinde tasfiyeden arta kalan mal ve hakların intikalini düzenleyen Vakıflar Kanununun 27.maddesi de dikkate alınarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan salt davacının iddiası esas alınarak davanın kabulü,
Kabule göre de;
2-Davada vakfın devamında fayda görülmediğinden Türk Medeni Yasasının 116. maddesine göre sona erdiğinin (dağılması gerektiğinin) tespiti istenildiği halde, başka bir kavram ve hukuki sonuçlar doğurabilecek şekilde vakfın sonlandırılmasına karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.