YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11268
KARAR NO : 2011/3777
KARAR TARİHİ : 22.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL. tazminatın 25.05.2008 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı vekili Av. … ile aleyhine temyiz olunan davacı vekili Av…. geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 3 parsel numaralı taşınmazın 170/1890 payının kendisine ait olduğunu, bu pay üzerinde bulunan iki katlı evi ve meyve ağaçlarının zemini ile birlikte davalı idarece 63.000 TL bedelle kamulaştırıldığını, 20.10.2006 tarihinde de taşınmazın davalı adına tapuya tescil edildiğini; oysa, taşınmazdaki payının değerinin kamulaştırma tarihinde 250.000 TL değerinde olduğunu, kendisinin uzlaşma komisyonu ile önce uzlaşmadığını, fakat, daha sonra yapılacak toplu konutlardan belediye hissesine düşen 3+1 dairelerden birisinin kurasız olarak verileceği, TOKİ tarafından yapılacak bu dairenin fiyatının 60.000-70.000 TL civarında olacağı, bu rakamın da ayda 200-250 TL taksitle ödeneceğinin bildirilmesi üzerine kendisinin evini, meyve ağaçlarını ve zemini 11.04.2007 tarihinde davalıya teslim ettiğini; 27.06.2007 tarihinde belediye hissesine düşen dairelerin satışına başlanılacağının bildirildiğini, ancak; satış fiyatlarının 128.000 TL ile 195.000 TL arasında olacağının ve kendisine bir ayrıcalık tanınmayacağının iletildiğini; bunun üzerine kendisinin de 20.05.2008 tarihinde davalıya ihtar çekerek 187.000 TL’nin kendisine ödenmesini istediğini; yapılan bu işlemlerle kendi mal varlığında ciddi azalma olduğunu, belediyenin mal varlığında ise ciddi artış olduğunu, davalının dürüst davranmadığını, hileli davranışları sonucu hataya düşürüldüğünü belirterek; dava konusu taşınmazın davalı adına tescili tarihindeki rayiç bedelinin tespit edilerek geriye kalan şimdilik 10.000 TL alacağın 25.05.2008 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini istemiş; mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazın toplu konut bölgesinde kalması nedeniyle 11.10.2005 tarihinde davalı idarece kamulaştırıldığı, 17.03.2006 günlü yazıyla davacının uzlaşmaya çağrıldığı, davacının uzlaşma komisyonu ile uzlaşmadığı, sonradan 28.09.2006 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvurarak TOKİ tarafından yapılacak olan ve belediye hissesine düşen 3+1 dairelerden birisinin bedeli karşılığında ve kurasız olarak verilmesi şartıyla takdir edilen kamulaştırma bedelini almayı kabul ettiğini bildirdiği, Belediye Encümeninin de davacı ile bedelde anlaşılması nedeniyle davacının payının satın alınması suretiyle kamulaştırılmasına 03.10.2006 günlü karar ile karar verdiği, 20.10.2006 tarihinde taşınmazın davalı idare adına tapuya tescil edildiği ve davacının 11.04.2007 tarihli tutanakla taşınmazı boşalttığı anlaşılmıştır.
2942 sayılı Kamulaştırma Yasası’nın 4650 sayılı Yasa ile değişik 8.maddesinin yedinci fıkrasında; bu madde uyarınca satın alınan veya trampa edilen taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkı, sahibinden kamulaştırma yolu ile alınmış sayılır ve bu şekilde yapılan kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davası açılamaz hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda ise; dava konusu 3 parsel numaralı taşınmazda paydaş olan davacının payının da satın alma suretiyle kamulaştırıldığı ve bu payın 20.10.2006 tarihinde davalı idare adına tapuya tescil edilerek kamulaştırmanın tamamlandığı anlaşılmıştır.
Bu sebeple; yukarıda sözü edilen yasa hükmü dikkate alınarak, sonuçlanmış olan bir kamulaştırma işlemine karşı mal sahibince bedele yönelik böyle bir dava açılamayacağı gözetilerek mahkemece, davanın reddine hükmedilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı yararına takdir edilen 825,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.