Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/3609 E. 2010/10683 K. 12.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3609
KARAR NO : 2010/10683
KARAR TARİHİ : 12.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : …, …, …, … vd.
DAHİLİ DAVALI : … Vek.Av. …

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 36.maddesi gereğince davalılar adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde irtifak hakkı tesis ve tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm dahili davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazların 27.04.1971 tarihinde kamulaştırıldığını, kamulaştırma tarihindeki zilyeti olan …,… hakkında açılan Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.05.1973 tarih ve 1973/1124 Esas-1973/829 Karar sayılı kararı ile taşınmazın 2400 m²’lik kısmında TEK Genel Müdürlüğü lehine irtifak tesis edildiğini, bu hakkın 04.06.1974 tarih ve 358 yevmiye numarası ile tapuya tescil edildiğini, ancak yapılan kadastro çalışmaları sırasında irtifak hakkının kadastro tutanağına işlenmediğini, yapılan itiraz üzerine tutanakların ilan tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden dolayı bu haklarının tutanağa işlenemeyeceğinin bildirildiğini ileri sürerek Kamulaştırma Yasasının 36. maddesi gereğince dava konusu taşınmazlar üzerinde daimi irtifak hakkının tesisi ile tapuya tescilini istemiş; mahkemece yapılan yargılama neticesi davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm salt 574 ada 5 parsel maliki … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Yasasının 5841 sayılı Yasa ile değişik 12. maddesinde “30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir. Kadastro Müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile Kadastro Mahkemesinin kesinleşmiş kararları; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir. Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil,

../..

-2-
2010/3609-10683

tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” hükmü öngörülmüştür. 25.02.2009 tarihinde kabul edilen 5841 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Kadastro Kanununa eklenen geçici 10. maddede “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” denilmiştir.
Somut olayda, …’a ait dava konusu …,… parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı ve dayanağını oluşturan kadastro tutanağı ve eklerinden kadastro tespitinin 21.05.1975 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığına göre 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddi gerekirken, kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.