YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4654
KARAR NO : 2010/15924
KARAR TARİHİ : 09.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, 2942 Sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik 10. maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin tespitiyle kamulaştırılan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın davalılardan … ve … ile diğer davalıların murisleri adına kayıtlı olduğu ve kamulaştırmayı yapan idarece Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik 8. maddesi hükmüne uygun biçimde taşınmaz mal sahiplerinden bir kısmının mirasçılarına uzlaşma konusunda yönteme uygun çağrı yapılmadan bu davanın açıldığı, davanın yargılaması sırasında davalılardan … ve …’ın 21.01.2004 günlü duruşmada kıymet takdir komisyonunun belirlediği bedeli kabul ettiklerini bildirdikleri ve davacı idare ile uzlaştıkları, davalılardan …, …, …, … ve …’in ise dava açılmadan önce 19.09.2002 ve 01.10.2002 tarihli anlaşma tutanaklarını imzalayıp davacı idare ile uzlaştıkları ancak taşınmazın ferağını vermedikleri, diğer davalıların ise duruşmalara katılmadığı ve herhangi bir cevap da vermediği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan hususlar gözönünde tutulduğunda yukarıda adı geçen davalılar dışındaki davalılara, Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 8. maddesi hükmünde öngörülen tebligat yapılmadan haklarında dava açılmış olması karşısında mahkemece adı geçen davalılar dışında kalan davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ancak;
Davalılardan … ve …’ın yargılama sırasında davayı kabul ettiklerini açıkça bildirmiş oldukları anlaşıldığından kendilerine Yasanın 8. maddesinde öngörülen biçimde uzlaşma konusunda tebligat yapılmasının sonucu değiştirmeyeceği gözetilerek ve yukarıda adı geçen diğer davalılar da dava öncesi idare ile anlaştığı halde taşınmazın ferağını vermediklerinden dava ekonomisi de gözönünde bulundurularak adı geçen davalılar …, …, …, …, Rabiye Serin, … ve … yönünden davaya bakılıp, davalılardan … ve …’ın kabul beyanı da gözetilerek toplanacak kanıtlar doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 09.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.