Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/5759 E. 2010/8616 K. 08.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5759
KARAR NO : 2010/8616
KARAR TARİHİ : 08.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece bir kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Kamulaştırma Yasasının 11. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca değerlendirme gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tespiti ve bedelin tespitinde etkisi olan diğer unsurlar da dikkate alınarak ikinci fıkra gereğince her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları da gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekir.
Bu saptamanın yapılmasında dikkate alınması gereken diğer bir unsur dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın vergi beyan değerleri arasındaki orandır.
2942 sayılı Yasanın 11. maddesinin (d) bendinde vergi beyanı, kıymet takdirinde gözönünde tutulması gereken esaslar arasında sayılmıştır. Bu tür nesnel öğeler sayesinde bilirkişilerin öznel değerlendirmelerini denetleme olanağı elde edilmiş olur. Vergi beyanları ve resmi makamlarca yapılan kıymet takdirleri genellikle taşınmazın gerçek değerini tam olarak yansıtmamakta, gerçek değerinden daha düşük değerler belirlenmektedir. Ancak, bu husus dava konusu taşınmaz için olduğu kadar emsal içinde geçerlidir ve emsal karşılaştırması yapılırken dikkate alınması yasa gereğidir.
Bilirkişi kurulunca somut emsal olarak alınan 219 ada 13 parsel numaralı taşınmaz ile dava konusu taşınmazın, aynı mahallede olmaları ve yüzölçümleri, satılabilme oranları, inşaat yapılabilme durumu ve ilçeye, ana arterlere yakınlıkları göz önünde tutulduğunda dava konusu taşınmazın emsalden daha değerli olduğu sonucuna varılmıştır. Geri çevirme kararı üzerine Belediye Başkanlığının 25.1.2010 günlü yazısından somut emsal alınan 219 ada 13 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 219 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 33752 m² yüzölçümünde olduğu, imar uygulaması sonucu bu parselin 3534,90 m² lik kısmının park, 6346,65 m²’ik kısmının ise yol olarak ayrıldığı dolayısıyla somut emsalin imar parseline dönüştüğü, dava konusu taşınmazın da imar parseli niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Her iki taşınmazın bilirkişi kurulunca belirlenen bu özellikleri, emsal taşınmazın dava konusu taşınmaz ile en fazla eşdeğerde olabileceği izlenimini vermektedir. Bilirkişi raporunda nazara alınmayan vergi beyan değerleri yönünden de denetim yapılmak üzere Dairenin geri çevirme kararı uyarınca dosyaya getirtilen belediye yazısında, emlak vergisine esas asgari değerleri itibariyle emsal taşınmaz için 23 TL ve dava konusu taşınmaz için 23 TL/m² bildirilmiş olması da emsalle dava konusu taşınmazın en fazla eşdeğerli olduğu yolundaki intibaı güçlendirmektedir.
Açıklanan nedenlerle, bilirkişi raporunda, emsal ile dava konusu taşınmazın belirtilen özelliklerine göre yapılan karşılaştırması sonunda, dava konusu taşınmazın emsalden yaklaşık 2,3 daha değerli olduğunun saptanması gerçek durumla taban tabana zıt, açık bir isabetsizlik teşkil ettiği gibi değerlendirmede, dava konusu taşınmaz ile somut emsalin emlak vergisine esas değerlerinin getirtilip aralarındaki oranın gözetilmemiş olması da yasal bir noksanlık oluşturmaktadır. Bu bakımdan, yeterli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması,
2-Geri çevirme kararı üzerine Belediye İmar Müdürlüğünden gelen yazıda, dava konusu taşınmaz ile buna emsal alınan taşınmazın İmar parseli olduğu belirtildiğine göre dava konusu taşınmazın, emsalle karşılaştırılması sonucu bulunan değerine düzenleme ortaklık payına tekabül eden oranda ekleme yapılmaması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda somut emsal kadastro ve dava konusu taşınmaz imar parseli kabul edilerek taşınmazın saptanan değerine düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak ilave yapılması,
3-Dava konusu taşınmaz mal TEİAŞ’ın ihtiyacı nedeniyle bu şirket adına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca kamulaştırılmış bedeli sözü edilen şirket tarafından yatırılmış olduğuna göre mahkemece taşınmaz mal üzerinde kurulan irtifak hakkının davacı şirket (TEİAŞ) lehine tesis ve tesciline karar verilmesi gerekirken Hazine adına tescile karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece açıklanan bozma nedenlerini karşılar biçimde ek rapor alınmalı ve oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.