Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/6392 E. 2010/9191 K. 17.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6392
KARAR NO : 2010/9191
KARAR TARİHİ : 17.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Vek.Av….

Dava dilekçesinde, davacı … Belediye Sağlık ve Sosyal Dayanışma Vakfının dağılmasına karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm … tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava dilekçesinde, davacı vakfın 5072 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte maddi gelir sağlama imkanının tamamen ortadan kalktığından dağılmasına, iktisadi işletmelerinin kapatılması ve mallarının … Belediyesine devrinin sağlanması istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-5072 Sayılı Yasa Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum Ve Kuruluşlar İle İlişkilerine Dair olup, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfların kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkilerini düzenlemiştir. Mahkemece bu yasa gereği yapılacak düzenlemeler sonucunda hangi nedenle vakfın çalışamaz ve amaçlarını yerine getiremez hale geleceğinin araştırılıp açıklanmamış olması,
2-4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 101.maddesi, “vakfın gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu” hükmündedir. Aynı Yasanın 116.maddesinde de amacın gerçekleşmesi olanaksız hale geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde vakfın kendiliğinden sonra ereceği ve mahkeme kararıyla sicilden silineceği hükme bağlanmıştır. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamalarında, vakfın mal varlığının amacın gerçekleşmesini olanaksız kılacak şekilde azalmış olması, vakfın dağılmış sayılması için yeterli neden kabul edilmekte ise de, yetersizliğin araştırılıp belgeleriyle kanıtlanmış olması aranmaktadır. Bu bakımdan Yargıtay’ın denetimine de olanak sağlayacak şekilde davacı vakfın, kuruluşundan itibaren faaliyet raporları, bilançolar ve ilgili diğer belgeler getirtilip gerektiğinde uzman bilirkişiye incelettirilerek rapor alınıp, vakfın senedinde belirlenen amaçları da gözetilerek, tüm mal ve hakları ile acz içinde olup olmadığı saptanmalı, vakfın acz içinde olduğu belirlendiğinde tasfiyeden arta kalan mal ve hakların intikalini düzenleyen Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 33. ve vakıf senedinin 24.maddeleri de dikkate alınarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan; davacı vakıf mütevelli heyetinin dağılmaya, malların tasfiyesine ilişkin olarak aldığı karar yeterli görülerek davanın kabulüne karar verilmesi,

3-Kabule göre de; Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 30. maddesi uyarınca, dava hakkında Vakıflar Genel Müdürlüğünün yazılı düşüncesinin alınması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.