Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/8263 E. 2010/12526 K. 05.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8263
KARAR NO : 2010/12526
KARAR TARİHİ : 05.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 22. maddesine dayalı olarak oluşan zararın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı vekili Av…. ile aleyhine temyiz olunan davalı vekili Av… geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; … mevkiinde bulunan 264 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı idare tarafından ihtiyacı nedeniyle 03.08.1964 tarihinde kamulaştırıldığını, Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ilamı ile 12.12.1967 tarihinde davalı idare lehine tapuda tescil edildiğini, davalının söz konusu taşınmazı bir süre kullandıktan sonra ihtiyaç fazlası olması nedeniyle 24.11.2006 tarihinde üçüncü bir şahsa sattığını, bu nedenle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000.000,00TL tazminatın dava tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, 12.01.2009 günlü ıslah dilekçesinde de 14.167.049,38TL’nin yasal faiziyle birlikte tahsiline hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, Orman İdaresi tarafından dava konusu taşınmazın 2000 yılındaki rayiç değer üzerinden ihale şartnamesinin düzenlenerek yasal biçimde ilanların yapıldığını dolayısıyla bu işlemin 2942 Sayılı Kamulaştırma Yasasının 22.maddesi kapsamında olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 2942 Sayılı Yasanın 22. ve 23. maddelerine göre idarenin davacıya geri alım hakkını kullandırmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davalı Orman Genel Müdürlüğü’nün yukarıda yazılı mevkideki 1 parsel sayılı (öncesi 514 parsel ve 19860 m² )13375 yüzölçümlü taşınmaz, yapmayı planladığı tesis (… bölgesi Bölge Şefliği İdare binasi ve müştemilatı) için anılan Yasanın 7. ve 8. maddeleri uyarınca 03.08.1964 tarihinde kamulaştırılmış, 12.12.1967 tarihinde de tapuda tescil işlemi gerçekleştirilmiştir. 514 parsel sayılı taşınmazda yapılan imar uygulaması sonucu oluşan 264 ada 1 nolu parsel ihtiyaç fazlası hale geldiğinden söz edilerek 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu ve Döner Sermayeli Kuruluşlar İhale Yönetmeliğinin ilgili maddelerine göre satılması konusunda ilgili Bakanlıktan olur alınmış olmasına karşın Kamulaştırma Yasasının 22. maddesi uyarınca davacıya herhangi bir duyuruda bulunulmamıştır. Daha sonra dava konusu
taşınmaz 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine uygun biçimde 24.11.2006 günü, 12.625.125,00 (yeni)TL bedelle üçüncü bir şahsa (… Gayrimenkul Yatırım İnşaat Ticaret Ltd.Şti.) satılmıştır. O halde davacı, ancak bu bedelle sınırlı olarak idareden bir talep hakkına sahiptir. Taşınmaz, İhale Yasası hükümlerine göre satıldığına ve ihale de iptal edilmediğine göre muvazaadan da bahsedilemez. Öte yandan mal sahibinin geri alma hakkını düzenleyen Kamulaştırma Yasasının 23.maddesi; idarece beş yıl içinde, kamulaştırma amacına uygun hiçbir işlem veya tesisat yapılmaz veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz mal olduğu gibi bırakılırsa mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödeyerek taşınmaz malını geri alabileceğini öngörmektedir. Somut olayda 23.madde kapsamında bir geri alma davası artık söz konusu değildir. Taşınmaz mal el değiştirdiğinden 23.maddenin uygulanmasına olanak kalmamış, taşınmazın mülkiyeti bedele dönüşmüştür. Kamulaştırma, yasaya uygun şekilde gerçekleştirilen bir işlem olduğuna göre taşınmazın son satışından sonra alınan bedelin kamulaştırma sebebiyle mal sahibine ödenen bedelden daha fazla olup olmadığının incelenmesi gerekir. Diğer bir anlatımla kamulaştırma nedeniyle taşınmazın bedeli kendisine ödendiğine göre aradan geçen zaman içinde taşınmazda bu bedele nazaran yeni bir değer artışı (geçen süre içinde taşınmazın niteliğinin değişip değişmediği “arazi-arsa”araştırılarak her iki niteliğine göre değeri belirlenmelidir) meydana gelip gelmediği incelenmeli, fark varsa bu fark ilgiliye ödenmelidir. Bunun tespiti taşınmazın üçüncü şahsa satış bedeliyle mal sahibinin kendisine daha önce ödenen kamulaştırma bedelinin dava tarihine endekslenmesiyle bulunacak miktarın saptanıp karşılaştırılması ile mümkündür. Yasal faiz uygulamak suretiyle bedel tespiti yanıltıcı sonuçlara götürebilir. Tüm bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi kamulaştırma nedeniyle mal sahibine verilen bedele (bedel artırım davası açılması halinde artırılmasına hükmedilen miktar da dikkate alınarak) ödeme gününden itibaren; aynı şekilde taşınmazın üçüncü şahsa devri sonucu alınan bedele de bu tarihten itibaren dava gününe kadar Türkiye İstatistik Kurumu fiyat artış endeksleri uygulanmak suretiyle ulaştıkları miktarlar saptanıp, bu iki bedel arasında davacı aleyhine bir durum meydana gelmiş ise bu bedele hükmetmek, mal sahibi aleyhine bir fark oluşmadığı taktirde de davanın reddine karar vermek gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı yararına takdir edilen 750,00 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.