YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10098
KARAR NO : 2012/503
KARAR TARİHİ : 24.01.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, irtifak kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın irtifak hakkının idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesi taraf vekillerince, incelemenin duruşmalı olarak yapılması ise davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davacı ve davalı adına gelen olmadı. Dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre, iklim koşulları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısı ile bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) gözetildiğinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan ülkemizin değişik yörelerindeki sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde, (değeri önemli biçimde etkileyen, kanıtlanmış farklı ve özel bir etkenin bulunması durumu dışında) kapitalizasyon faiz oranı %5 olarak alınmaktadır. Hal böyle iken değerlendirmeye esas alınan bilirkişi kurulu ek raporunda taşınmazın değerinin belirlenmesinde kapitalizasyon faizi oranının %5 yerine %4 olarak kabulü,
2-Kamulaştırma Yasasının 15.maddesinin son fıkrasında, bilirkişilerce -aynı yasanın 11.maddesinin (f) bendi hükmü gözetilerek- yapılacak değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği günün (10.02.2010 dava tarihi) esas tutulacağı öngörülmüştür. Buna göre dava tarihi olan 2010 yılına ait verilerin esas alınarak kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi gerekirken, bilirkişi kurulunca henüz 2010 yılına ait verilerin oluşmadığı gerekçesi ile taşınmazın değerlendirilmesinde 2009 yılı verilerin esas alınması suretiyle belirlenen m² değerine ÜFE endeksi uygulanarak 2010 yılı değerine ulaşılmış olması,
Kabule göre de;
3-Dava konusu taşınmaz için Kamulaştırma Yasası’nın 27.maddesi uyarınca belirlenen ve bankaya yatırılan bedel ile hüküm altına alınan bedel arasındaki farkın idarece fazladan yatırılmış olan paranın davalı tarafça bankadan çekilmesine kadar varsa işlemiş mevduat faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davalı tarafça bankadan çekilmesi halinde çekme tarihinden davalıdan tahsiline kadar kamu alacakları için uygulanacak banka mevduat faiziyle birlikte alınmasına karar verilmiş olması,
4- Dava niteliği gereği davada kendisini avukat ile temsil ettiren davalı yararına da maktu tarifeler üzerinden avukatlık ücreti verilmesi gerektiğinin dikkate alınmamış olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, bilirkişi kurulunca münavebeye alınan ürünlerin 2010 yılına ait veri listesi getirtildikten sonra, yukarıda sözü edilen bir ve iki numaralı bozma doğrultusunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı, alınan bu ek raporun veri listesi ile bozmaya uygunluğu da denetlendikten sonra üç ve dört numaralı bozma da dikkate alınarak oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 24.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.